Zorbalıkların nedeni duygusal boşluklar mı?
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü Öğretmen Akademisi öncülüğünde, Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğiyle “Okul İkliminde ve Kültüründe Akran Nezaketini Yaygınlaştırma ve Psikolojik Sağlamlık” temasıyla düzenlenen Maarif Buluşmaları kapsamında eğitimcilerle bir araya geldi. “Akran Nezaketi ve Psikolojik Sağlamlık” başlığında söyleşen Tarhan, akran zorbalığının küresel bir sorun haline geldiğini belirterek, zorbalık davranışlarının arkasında derin duygusal boşluklar bulunduğuna dikkat çekti.
Dijitalleşmenin çocukları ve gençleri adeta “dijital anestezi” altına aldığını ifade eden Tarhan, ekran bağımlılığının çocukları hem kendilerinden hem de gerçek ilişkilerden uzaklaştırdığını vurguladı. Tarhan; bu süreçte empati, nezaket ve psikolojik sağlamlık becerilerinin erken yaşta kazandırılmasının önemine değinerek, öğretmenlerin pozitif okul ve sınıf iklimi oluşturmada kilit bir rol üstlendiğini ifade etti. Tarhan, akran zorbalığının ilacının empatik iletişim olduğunu da vurguladı.

Program, Maltepe Şehit Osman Yılmaz Kız Anadolu İmam Hatip Lisesinde gerçekleştirildi.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın katılımıyla düzenlenen programa Maltepe, Ataşehir, Ümraniye ve Sancaktepe ilçelerinde görev yapan çok sayıda eğitimci yoğun ilgi gösterdi. Programa ayrıca İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür ile Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürü Hale Bağce Özbaş da katıldı.

Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür: “Değer temelli eğitim en önemli hedefimiz”
İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür, program kapsamında yaptığı konuşmada değer temelli eğitime dikkat çekti. Yentür; “Biz öğretmenler hayatı en çok anlamlandıran işi yapıyoruz. Kainatın en kıymetli varlığı olan insanla ilgileniyoruz. Biz işe gitmiyoruz okula, öğrencilerimize gidiyoruz. Mesaimiz sadece ders saatiyle sınırlı değil. Öğretmenlik mesleğini bedenimizle ve ruhumuzla yaşıyoruz. Bu yüzden ufak bir çay, kısa bir dinlenme bizi yormuyor. Zaman zaman insan ilişkileri zorlayabiliyor ama burada hayata nereden baktığımız ve neyi hedefe koyduğumuz belirleyici oluyor. Modern çağın kapitalizm anlayışı, insan mutsuzluğunun temel sebeplerinden biri. Daha çok tüketme düşüncesi özgürlük hissi verse de insanı başka bağımlılıklara sürüklüyor. Eşyaya, paraya ve makama yüklenen anlamla gerçek değer arasındaki farkı iyi ayırt etmek gerekiyor. Bugün sosyal ve duygusal öğrenme, değer inşası, biz dili ve hak bilinci her zamankinden daha önemli. Çağın adı ne olursa olsun dünyanın öznesi değişmiyor: insan. Türkiye Yüzyılı Maarif Modelinde değer temelli eğitim de bu nedenle en önemli hedefimizdir.” ifadelerini kullandı.

Hale Bağce Özbaş: “Akranlar arası ilişkiler hepimizin gündeminde”
Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürü Hale Bağce Özbaş ise açılış konuşması kapsamında kürsüye geldi. Özbaş; “Üsküdar Üniversitesi ile daha önce görev yaptığım ilçede de yakın çalışmalarımız olmuştu. Önümüzdeki süreçte de başta Üsküdar Üniversitesi olmak üzere üniversitelerimizle, sizlerin liderliğinde güzel işlere imza atacağımıza inanıyorum. Bugünkü konumuz gerçekten çok kıymetli. Okullarda sıkça karşılaştığımız, zaman zaman bizi şaşırtan ve cevap bulmakta zorlandığımız akranlar arası ilişkiler ve öğrencilerimizin yaşadığı sorunlar hepimizin gündeminde. Nevzat Tarhan hocamız bugün bizlere ‘Akran Nezaketi’ kavramını aktaracak. Nezaket, eğitimin de temelini oluşturan son derece kapsayıcı bir kavram. ‘Nezaket bedavadır.’ denir ama etkisi son derece büyüktür.” şeklinde konuştu.
Açılış konuşmalarının ardından Gazeteci Şaban Özdemir moderatörlüğünde Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Akran Nezaketi ve Psikolojik Sağlamlık” söyleşisi gerçekleştirildi.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bir zorba var bir de mağdur…”
Akran zorbalığının küresel bir sorun haline geldiğini vurgulayan Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Literatüre baktığımızda OECD ortalaması Avrupa’da yüzde 33 civarındayken, Türkiye’de bu oran 40’lar seviyesinde. Türkiye’de ilginç biçimde daha yüksek bunun sosyopsikolojik nedenlerinin ayrıca araştırılması gerekir. Akran zorbalığında bir zorba vardır bir de mağdur. Bazen kişi hem zorba hem kurban olabilir. Bu yeni bir durum değil eskiden de vardı. Ancak dijitalleşmeyle birlikte daha yaygın ve daha görünür hale geldi. Sosyal medyanın viral etkisiyle, daha önce birkaç kişiyi etkileyen bir durum artık onlarca kişiye ulaşabiliyor. Bir öğrencinin uygunsuz bir görüntüsünün paylaşılmasıyla, aynı anda çok sayıda akranın alayına maruz kalabildiğini görüyoruz. Burada ergenliği iyi anlamak gerekiyor. Psikoloji literatüründe ergenlik, normal şizofrenik dönem olarak tanımlanır yani ergenin tutarsız ve aşırı davranışlar göstermesi beklenen bir durumdur. Bu bilgiyi bilimsel olarak biliyordum, fakat daha sonra dikkatimi çeken bir başka nokta oldu. Hz. Peygamber’in bir hadis-i şerifinde ‘Buluğ çağı deliliğin bir şubesidir’ ifadesi yer alıyor. Yani ergenlik döneminde sergilenen bu davranışların, bin 400 yıl önce bile normal kabul edildiğini gösteren çok güçlü bir yaklaşım var.” diyerek sözlerine başladı.

“Zorbalıkların arkasında büyük duygusal boşluklar var”
Yalanın normalleşmesinin en büyük hatalardan biri olduğunu söyleyen Tarhan; “Ergenlik dönemi, ‘Ben kimim, nereye ait olmalıyım, niçin?’ sorularının sorulduğu bir kimlik karmaşası dönemidir. Bu kültürel, sosyal, cinsel ve etnik kimliklerin iç içe geçtiği bir kimlik kaosu olarak yaşanır. Ergenler genellikle 22 yaş civarında kendi kimliklerini bulurlar. Bu sürece giderken de hatalar yaparlar. Majör hatalar, örneğin madde kullanımı gibi durumlar dışında hata yapmak bu dönemin doğal bir parçasıdır. Ancak en büyük hatalardan biri yalanın normalleşmesidir. Çocuk yalan söylemeyi olağan hale getiriyorsa, burada genellikle korku değil baskı kültürü vardır. Baskının dozu arttığında, aşırı eleştiriyle büyüyen çocuk kendini ispatlama ve güçlü görünme ihtiyacı hisseder. Bu süreçte ilişkiler ve dengeler bozulur. Zorbalık davranışlarının arkasında çoğu zaman büyük duygusal boşluklar ve duygusal anlamda yanlış anlamlandırmalar yer alır.” ifadelerini kullandı.

“Sınıf lideri öğretmen olmalıdır, liderliği çocuğa kaptırmamalıdır”
Sınıfta öğretmenin rolüne değinen Tarhan; “Okulda pozitif bir okul iklimi, sınıfta da pozitif bir sınıf iklimi oluşturulabilirse olumlu davranışları geliştirmek mümkün olur. Aksi halde çocuk sınıfta sessizce bir köşede dururken, herkesin içinde ‘Niye konuşmuyorsun?’ diyerek yargılandığında daha da içine kapanır. Burada öğretmenin rolü çok önemlidir. Sınıf lideri öğretmen olmalıdır, liderliği çocuğa kaptırmamalıdır. Öğretmen, sürüyü yöneten bir çoban gibidir. Başarılı çoban, sürüyü avucunun içi gibi bilir topallayan, geride kalan ya da hastalanan koyunu fark eder, gider onu alır, tedavi ettirir. Yani yönetir. Sınıf lideri olan öğretmen de sessiz öğrenciyi fark eder. Onu herkesin içinde değil birebir bir iletişimle ‘Sen sessizsin, senin için yapabileceğim bir şey var mı, anlatmak ister misin?’ diyerek yaklaşır. Bu yaklaşım çocukta güçlü bir empatik iletişim ortamı oluşturur.” şeklinde konuştu.
Akran zorbalığının ilacı: Empatik iletişim!
Yaşanan her olayın bir fırsat eğitimi olarak görülmesi gerektiğini belirten Tarhan; “Akran zorbalığının ilacını tek cümleyle söyle derseniz: Empatik iletişim. Pozitif iletişimin özü de empatik iletişimdir. Bütün kötülükleri bir odaya doldursanız kapısını empati yoksunluğu açar. Kötülük psikolojisi üzerine yazılan çalışmalara baktığınızda da aynı noktaya çıkarsınız. Simon Baron’un kötülük psikolojisi üzerine yazdığı eserleri inceledim tamamı empati eksikliğine işaret ediyor. Gelişmiş ülkelerde suça bulaşmış bir çocuk empatiyi öğrenmeden rehabilitasyon merkezinden çıkarılmaz. Çünkü empati gelişmeden çıktığında aynı davranışı tekrar eder. Bu nedenle empatiyi öğretmek gerekir. Sınıfta öğretmen, pozitif sınıf iklimi oluşturmak için yaşanan her olayı bir fırsat eğitimi olarak görmelidir. ‘Bu durumu empatik biçimde nasıl çözerim?’ diye düşünen eğitimci problemi çözer.” dedi.

“Ne yaptığınız kadar nasıl yaptığınız da önemli”
Nezaketin kapsayıcı bir kavram olduğunu belirten Tarhan; “Saygı önemlidir ama nezaket saygıdan daha kapsayıcı bir kavramdır. Çünkü nezaketin içinde empati vardır. İnsan ilişkilerinde kabalık kırıcıdır, insan kabalıktan kırılır. Nezaket en ağır sözü, en zor teklifi bile kırmadan sunabilme becerisidir. Acı ilaçları draje ile kaplarlar ilacı direkt verirseniz reddedilir ama nazikçe sunulduğunda rahatça içilir. Aynı şekilde ağızdan verilmesi gereken ilacı damardan verirseniz kişi zarar görür. Yani ne yaptığınız kadar nasıl yaptığınız da önemlidir. Empatik iletişimin amacı karşı tarafın davranışını geliştirmek ve düzeltmektir. Bunu empatik bir yaklaşımla yaptığınızda kişi yanlış davranışı hem zihinsel hem duygusal olarak kabul eder ve uygulamaya geçirir. Empati, kendini onun yerine koymak ve olaya onun açısından bakabilmektir. Burada empati ile sempatiyi karıştırmamak gerekir. Sempati, biri ağladığında onunla birlikte ağlamaktır. Empati bu değil. Empati, duyguyu anlamak ve dönüştürmektir.” ifadelerini kullandı.
“Nezaket sözleri değil izleri takip eder”
Nezaketin nasıl pratik bir şekilde öğretilebileceğini anlatan Tarhan; “Nezaket sözleri değil izleri takip eder. Yani siz nazikseniz çocuk o nezaketi gözlemler ve modeller. Bu nedenle söz diliyle değil, hal diliyle örnek olmamız gerekir. Nezaket konusunda farkındalık oluşturmak lazım. Nezaket ve empati gibi kavramlar, insan zihninde adeta bir bilgisayarda pencere açar gibi yer bulmalıdır. Önce kendimizde, sonra çocuklarda ‘Nezaketli olmalıyım, zorbalık yapmamalıyım, empatik olmalıyım.’ düşüncesini bir önem ve öncelik sırasına yerleştirmek gerekir. Bunu kırıp dökmeden, zarar vermeden nasıl yapabileceğimizi öğrenmektir gerek. Bu üç adımı yaparsak, nezaketi pratik bir şekilde öğrenebiliriz.” şeklinde konuştu.

Nihilist penguen bize ne anlatıyor?
Soru üzerine son dönemlerde gündeme gelen penguen videosu hakkında da değerlendirmelerde bulunan Tarhan; “Sosyal medyada viral olan ve yıllar öncesine ait bir belgeselden alınan ‘sürüden ayrılan penguen’ videosu, sadece bir doğa olayı değil, küresel çapta bir sosyopsikolojik fenomen haline geldi. Sürüsünü terk ederek, sonu yalnızlık ve ölüm olsa bile bilinmezliğe doğru kararlı adımlarla ilerleyen bu penguenin hikayesi, milyonlarca insan tarafından sahiplenildi. Bu sorunun cevabını bulmak için, bu metaforu tarihteki örneklerle analiz etmek ve insan psikolojisinin derinliklerine bakmak gerekiyor. Bugün de küresel ölçekte benzer bir durum yaşanıyor. Birleşmiş Milletler (BM) raporlarına yansıyan; gelir eşitsizliğinin zirve yapması, adil olmayan paylaşım ve küresel adaletsizlik, insanlarda büyük bir içsel tepki biriktirdi. İşte o penguen, bu sistemin içinde sıkışmış, adaletsizliğe uğramış ve anlamını kaybetmiş modern insanın "sembolik bir başkaldırısı" haline geldi.” dedi.
Neden Bir Çocuk Değil de Bir Penguen?
Gerçek acılar, bazen insan zihni için taşınması çok ağır yüklerdir diyen Tarhan, “İnsanlar doğrudan trajedilerle yüzleşmek yerine, metaforlar üzerinden kendi duygularını yansıtmayı (projeksiyon) daha kolay bulurlar. Penguen burada bir araçtır; insanlar dünyadaki adaletsizliğe, kendi yalnızlıklarına ve sistemin dışına çıkma arzularına o penguen üzerinden ‘mecazi bir anlam’ yükleyerek tepki veriyorlar. Sürüden ayrılan o penguen; aslında kalabalıklar içinde yalnızlaşan, sistemin dişlileri arasında ezilen ve ‘ben de bu sürüden gitmek istiyorum’ diyen modern bireyin iç sesidir. İnsanlık o penguene bakarken aslında kendi yalnızlığına, kendi adaletsizliklerine ve kendi anlam krizine ağlıyor. Bu video, küresel sistemin ruh sağlığındaki bozulmanın ve büyük bir zihniyet değişimine olan ihtiyacın sessiz ama derinden gelen bir sosyal ipucudur.” dedi.
“Çocuklarımıza dijital anestezi uygulanıyor”
Gönüllü emperyalizmin yaşandığını dile getiren Tarhan; “Bugün küresel ölçekte dijitalleşmenin getirdiği hız ve eğlence endüstrisi, dünyanın ortak kültürü haline geldi. Hollywood kültürüyle birlikte gönüllü bir emperyalizm yaşanıyor. Emperyalizm var mı? Var ama bu gönüllü bir emperyalizm seve seve alıyoruz. Bugün her genç adeta küresel emperyalizmin bir avı gibi. Dijital tuzaklar kurulmuş durumda ve çocuklarımıza bir dijital anestezi uygulanıyor. Ekranın karşısına geçtiklerinde kendilerinden kopuyorlar hayattaki önceliklerini bir kenara bırakıyorlar. Üstelik bunu sadece çocuklar değil hepimiz yaşıyoruz. Böyle bir ortamda kaynak yönetimi yapabilmenin yolu farkındalıktan geçiyor. Bunun için önce kendimizi analiz etmemiz gerekiyor. Güçlü ve zayıf yönlerimizi tanımak psikolojik sağlamlığın ilk adımıdır. İkinci adımda ise kendimize, çevremize ve geleceğimize nasıl baktığımızı sorgulamalıyız. ‘Kendimize olumlu mu bakıyoruz, çevremizi nasıl algılıyoruz, geleceğe dair bakışımız ne?’ Bu sorulara verdiğimiz cevaplar farkındalığın oluşmasını sağlar.” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Söyleşinin ardından Tarhan’a hediye takdimi gerçekleşti.
Program toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.



