TARHAN Ailesinin Soy Ağacı

Tarhan: “Akıllı insan kontrol edemediğine odaklanmaz!”

Tarhan: “Akıllı insan kontrol edemediğine odaklanmaz!”

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Çorum İl Milli Eğitim Müdürlüğünün düzenlediği ‘Pandemi Günlerinde Ruh Sağlığı’ canlı yayının konuğu oldu.  Covid-19 hemen geçecek bir durum değil diyen Tarhan, akıllı insanın kontrol edemediği şeye değil, gücünün yettiği şeye odaklanması gerektiğini söyledi. Covid-19 ile akıllıca mesafe koyarak ilişkimizi devam ettireceğiz ifadelerini kullanan Tarhan, “Sosyal mesafeyi fiziksel mesafe olarak değil, sosyal bağları koparmak, kaçınmak gibi algılanıyor. Halbuki insan fiziksel mesafesini koruyarak sosyal bağlarına devam etmelidir.” Dedi.

“Pandemi Psikolojik Bir Fenomendir”

Pandemi psikolojisi ile ilgili Amerika’da yazılan bir kitaba dikkat çeken Tarhan, “Pandemi sadece medikal önlemler ile yönetilirse eksik olur. Toplum psikolojisini hazırlanmak ve ciddiye almaları için çalışmalar yapmak gereklidir. İnsanlar istek duymadığı, inanmadığı bir şeyi yapmak istemezler. Bu nedenle Amerika’da kitabı yazılan bir uygulama olan psikolojik fenomen, toplum için istek uyandırmakta önemli bir yöntemdir. Bilgiye duygu katarsa inanış haline gelir. İnanış haline gelen bir bilgi tekrarlanırsa alışkanlık haline dönüşür. Üzerinden zaman geçer ve tekrarlanmaya devam ederse kişilik haline gelir. Bunun için bilgi yeterli değildir. Bilgiye duygu katmak gerekir.” Dedi.

“Özgürlüğümüzün Sınırlı Olduğunu Anladık”

Pandemi döneminde bireylerin oldukça etkilendiğini vurgulayan Tarhan, “Pandemi sayesinde aslında özgürlüğümüzün sınırlı olduğunu anladık. İstediğimiz gibi yakınlarımızla görüşemiyor, sevdiklerimize sarılamıyoruz. Bu sınırlılıklar özellikle modern bireylerin hazır olmadığı bir durumdu.” Dedi. Özgürlüğün, sorumsuzluk ile karıştırıldığını belirten Tarhan, “İskandinav ülkelerinde uyuşturucu kullanma özgürlüğü var. Halbuki insanların kendine zarar verme özgürlüğü de müdahale edilebilir sınırlılıkta olması gerekir. Özgürlüğün sınırları olmayan ülkelerde Covid-19 ile ilgili kısıtlamalar uygulanamıyor. Bu ülkeler kurallı yaşam ile özgürlüğün sınırlı olduğu bireylere öğretmeye çalışıyorlar.” İfadelerinde bulundu.
Pandemi anksiyetesinin küresel olarak yaygınlık gösterdiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Kişilerin yaşam felsefesini sorguladığını, ölüm hiç yokmuş gibi yaşayan modern insanlar ölüme yakın olduğunu hissetti. Ölümün değiştirilemeyeceğini anlayan insan, doğruları daha iyi yaşar, daha huzurlu olur.” Dedi.

“Esas Olan Kabul Etmektir”

Her krizin içinde iki anlam barındırdığını belirten Tarhan, “İki türlü anlam vardır. Biri tehlike diğeri kazanım. Biz hep tehlikeye odaklanırsak bu kez kaygı yükselir. İnsanların kontrol edemeyeceği şeyler vardır. Bu noktada kabul etmek gerekiyor. Bireyler önlemlerin alındığını, iyiye gideceğini hatırlatarak devamlı bu düşüncelerle meşgul olmamak gerektiğini kabul etmeli ve günlük rutinine devam etmelidir. Bunu uygulayabilen kişi coronofobi dediğimiz anksiyete durumundan korunmuş oluyor. Bir yerde ağrı sancı yoksa kazançta yoktur. Tehlike değil de kazanım boyutunu düşünebilen kişiler krizi kazanıma dönüştürebilirler.” Dedi.

Batı medeniyeti son yıllarda krizdeydi. Suç ve şiddet son derece artış göstermişti. Covid-19 ile kriz daha da büyüdü. Ancak köklü değişim yapılırsa yeniden yenilenebilirler diyen Tarhan sözlerine devam etti: “Önemli olan hem birey hem ülke olarak doğru pozisyonda durursak bu kriz bizi kazanıma götürür. Türkiye temizlik konusunda kültür olarak çok rahat bir süreç yaşadı. Ancak sosyal temas konusunda zorlanıyoruz. Bu nedenle dikkat etmemiz gerekiyor. Hayatımız artık yeni doğrularla ilerleyecek.” İfadelerini kullandı.

“Uzaktan Öğretim Olur Ama Eğitim Olmaz”

Dijital dönüşümün eğitim becerilerimizi de değiştirdiğini ve bu süreci hızlandırdığını vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Dijital, her şeyi karşılayamıyor. Dijital dönüşüm özellikle eğitim konusunda kolaylık sağlıyor ancak en kalıcı eğitim beyin temelli öğrenme dediğimiz bilgilerin kimyasal harflerle yazılarak kalıcı olmasıdır. Elektriksel harflerle yazılan bilgiler unutulmaya mahkumdur.  Bu nedenle beyine yazılan bilginin kalıcı olması için kimyasal harflerle yazılması gerekiyor. Deneyimleyerek öğrenme beş duyu ile sağlanır. Dijital bize hız katsa da aktif olarak öğrenmek için sınırlı bir seçenektir.

Eğitimde, bireysel başarılar değil takım başarısı önem kazanıyor. Liderlik açısından yeni doğrular artık karizmatik liderlik değil bilimsel liderlik anlayışıdır. Nöro liderlik dediğimiz kendi bedeni ve arzularını kontrol etme durumu bilimsel liderlik açısından önemlidir. Anne ve baba olmakta liderliktir. Duygularını yönetemeyen bir anne çocuğunu evin küçük hükümdarı yapar. Aile, eş başkanlık sistemi içerisinde yürümelidir. Erkek ve kadın ortak akıl oluşturmalı tek zihin gibi hareket etmelidir. ‘Ben’ diyerek ego savaşı içerisinde olmak yerine ‘biz’ bilinci oluşturulmalı, bir takım halinde ilişki kurulmalıdır. Pandemi dönemi ile ilişkilerimizde uzlaşmacı olmayı öğrendik. En büyük para birimi, güven oldu. Liderlikte aranılan özellik güvenirliliktir. Güven oluşması için sevgi artı dürüstlük gerekiyor. Sevgi tek başına yeterli değildir. Kişi dürüst olursa açık ve şeffaf olur.” İfadelerinde bulundu.

“Mutluluk Öğrenilir”

Stres yönetiminde üç tür model olduğunu belirten Tarhan, sünger modelinde bireyler stresi olduğu gibi içine çekerler. Herkesin derdini dinler ve o kişilerle dertlenir. Kategorik düşünerek dinlemesi çözüm üretmesi ve rafa kaldırması gerekir. Teflon modeli ise, teflon tava gibi kendisi yanmaz ama yakar. Bazı insanlar başkalarını çıldırtacak derecede strese sokarlar ancak kendileri strese girmez. Ancak bu kişiler bir müddet sonra yalnız kalır. Batı toplumunda en büyük psiko-sosyal krizi yalnızlıktır. Son model ise kauçuk kişilerdir. Bu kişiler esner ama dağılmaz. Stres durumuna uyum sağlar ama kendi kişiliğini, sınırlarını korur. İnsanın stres yönetimindeki ilişkisi kauçuk modeli gibi olmalıdır. Pandemi dönemi bize psikolojik sağlamlık eğitimi oldu. Pozitif psikolojide modül eğitimi vardır. Bu eğitimlerden biriside yılmazlık, sebat olma eğitimidir. Otantik mutluluk olarak da ifade ettiğimiz modül, kişilerde her şartta mutlu olabilme kavramının öğretilmesidir. Bireyler, olayların pozitif ve negatif yönlerini görerek otantik mutluluk dediğimiz saf mutluluğu öğrenir. Otantik mutluluğu öğrenen bireyler, en kötü senaryoya karşı önlemini alacak ancak hayatını en olumlu yöne yönlendirecek.  Bir duruma üzülmenin belli zaman sınırlılığı olmalıdır. Psikolojik sağlamlık zor şartlarda öğrenilir. Bu nedenle stres yönetmek zordur. İyi yönetirseniz sizi güçlendirir. “İfadelerinde bulundu.

Martin Seligman’ın PERMA Modeli’ne değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Pozitif psikolojinin beş adımı vardır. Birincisi ‘Positive Emotion’ dediğimiz bireyin hangi durumla karşılaşırsa karşılaşsın pozitif duygu durumunu korumasıdır. İkincisi ‘Enagagement’ kişilerin yaptığı bütün işlerinde angaje olmasıdır. Üçüncüsü ‘Relationships’ iş birliği konusunda beceri sahibi olmaktır. Örneğin aşkta iş birliği olmazsa aşk buharlaşıyor. Sevgiyi iyi iş birliği ile birleştirmek gerekiyor. Dördüncüsü ‘meaning’ anlam arayışıdır. Mutluluk anlam peşinde koşmaktır. Yaptığımız her işte anlam ararız. Anlam peşinde olan bir kimse mutluluğu yakalayabilir. Ve son özellik olan ‘Accomplishment’ denilen kişinin küçük başarılar elde etmesidir. Yaptığı bir işten insanlardan ve kendisinden takdir alarak mutlu olmasıdır.” İfadelerinde bulundu.

“Akıllı insan kontrol edemediğine odaklanmaz

Gençlerde gelecek kaygısı ile anksiyetenin meydana geldiğini belirten Tarhan, “Kaygının olması doğal ancak korkuya dönüşürse tehlikelidir. Panik haline gelirse klinik bir durumdur. Kaygı bizim için düşman değil yönetilecek bir şey olmalıdır. Akıllı insan kontrol edemediği şeye odaklanmaz. Gücünün yettiği şeye odaklanır. Şu anda Covid-19’u yok etmeye çalışmak gücümüzü aşar. O halde Covid-19 ile akıllıca mesafe koyarak ilişkimizi devam ettireceğiz. Her insanı virüs gibi görerek yaşayamayız. Birinci olarak gençlere ümit duygusu vermeliyiz. Bilimin virüs konusunda çalışmalar yaptığını belirtmeliyiz. İkinci olarak gençlere hedefler koymamız lazım. Biz bu konuda bilim ve fikir festivali yaparak gençlere bilimi sevdirmeyi hedefliyoruz. Bir insanın keşif peşinde koşması anlam arayışıdır. Anlam peşinde koşturmayı yapmamız lazım. Eğitim sistemimizin buna ihtiyacı var. Son olarak gençleri doğru anlamak gerekiyor. Gençler hürriyet, adalet, eşitlik istiyor. Biz bunları sunamazsak koparlar. Nesiller arası çatışma çıkar. Bunun için gençleri doğru okumamız lazım.”  İfadelerinde bulundu.

HABER: Dilruba İçliardıç

Okunma : 298

ÜHA

 

Haberler

Foto Galeri