Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Kendi köklerini unutan bir gençlik var”

12 - Sorumlu Üretim ve Tüketim16 - Barış Adalet ve Güçlü Kurumlar17 - Amaçlar İçin Ortaklıklar3 - Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, TV5 ekranlarında yayınlanan “Abdülhalim Meşe ile Buluşma Noktası” programının canlı yayın konuğu oldu. Tarhan, “Son Günlerde Okullarda Yaşanan Şiddet Olayları ve Çözüm Yolları” başlığını ele aldı. Tarhan, toplumda hızlı bir kültürel dönüşüm yaşandığını, aile yapısının zayıfladığını ve bunun gençler üzerinde değer kaybına yol açtığını ifade etti. Toplumsal değerlerin gençlere yeniden öğretilmesi gerektiğinin altını çizen Tarhan, gençlerin kendi köklerini unuttuğunu vurguladı. 

“Kültürümüz çok hızlı bir şekilde kan kaybediyor”

Aile yapısının giderek zayıfladığını dile getiren Tarhan; “Kahramanmaraş’ta yaşanan olaylar aslında dünyada da yaygın olarak yaşanıyor. Bizde daha çok patlama şeklinde oldu. İnşallah tekrarlamaz ama maalesef gidişat pek o yönde değil. Şu anda toplum olarak hızlı bir dönüşüm sürecindeyiz. Dünya çok hızlı değişiyor ama Türkiye bu değişimi çok daha yoğun yaşıyor. Avrupa bu kadar hızlı değil. Amerika ise kapitalist ahlak dönüşümünü çok hızlı yaşıyor. Türkiye’de de ABD’nin kapitalist ahlakını olduğu gibi kültürel olarak satın aldık. Bu nedenle şu anda kültürümüz çok hızlı bir şekilde kan kaybediyor. Mesela Kuzey Avrupa’da evlilik dışı doğum oranları çok yüksek. Yüzde 56-59 civarında. İzlanda’da yüzde 69, Fransa’da yüzde 59. Türkiye’de ise bu oran yüzde 2,9. Şimdi bu çok önemli bir gösterge. Bu gidişle önümüzdeki 10 yıllarda bizde de bu oranların Avrupa seviyelerine, mesela Almanya’daki yüzde 40’lara doğru yaklaşması söz konusu olabilir. Bu hiç iyi bir alamet değil. Son yıllarda aileye adeta bomba konuldu. Aile yapısı zayıflıyor, nüfus azalmaya doğru gidiyor. İstatistikler bunu çok net gösteriyor. ‘Aile Yılı’ ilan edildi. İyi ki ilan edildi, geç de olsa iyi bir adım ama bu sadece lafta kalmamalı.” diyerek sözlerine başladı.

“Kendi köklerini unutan bir gençlik var”

Toplumsal değerlerin gençlere yeniden öğretilmesi gerektiğinin altını çizen Tarhan; “Şu anda gençler kendi kültürümüzden ciddi şekilde kopuyor. Batı kavramlarıyla düşünen, modernist kavramlarla hareket eden, kendi köklerini unutan bir gençlik var. Daha önce gençlerimiz tepkisel olarak kendi değerlerine sahip çıkıyordu ama şu anda özellikle kötü rol modeller nedeniyle gençlerimiz kendi değerlerinden soğuma yaşıyor. Bu nedenle bu değerleri yeniden öğretmek gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

“Özgürlük, sorumlulukla dengelenmiyor”

Özgürlük ve sorumluluk dengesinin önemini vurgulayan Tarhan; “Okul şiddeti vakalarında ‘incel’ diye tanımlanan bir durum var. Bu ‘involuntary celibate’ yani istemsiz bekarlık anlamına geliyor. O çocuk Instagram’ında paylaştığı manifestoda da bunu anlatıyor. Amerika’da 2014’te 6 kişiyi öldüren bir gencin 140 sayfalık bir manifestosu var. Benzer bir metnin Kahramanmaraş’taki olayda da yazıldığı görülüyor. Bu manifestolarda ortak bazı özellikler var. Bu kişiler genellikle çok özel bir çocuk gibi büyütülüyor. Küçük yaşta her dediği yapılan her istediği karşılanan bir şekilde yetiştiriliyor. ‘Özgürsün, yapabilirsin.’ denilerek büyütülüyor ama bu özgürlük, sorumlulukla dengelenmediği için sınırsız ve doyumsuz bir çocuk tipi ortaya çıkıyor.” şeklinde konuştu. 

“Kendi dışındaki herkesi tehdit olarak algılıyor”

Narsistik kişilik yapılarından bahseden Tarhan; “Bu tipteki insanlar kendini çok özel, önemli ve üstün görüyor. Bu da narsistik kişilik dediğimiz yapıyı ortaya çıkarıyor. Buna kırılgan narsisizm deniyor. Bir de büyüklenmeci narsisizm var hani egosu yüksek, daha çok dışa dönük görülen tipler… Bugün dünyada bazı liderlerde de bunun örneklerini görüyoruz ama kırılgan narsisizm daha farklı. Bu kişiler daha çok düşmanlık geliştiriyor. ‘Beni nasıl incitirsin?’ diyerek yoğun bir öfke ve düşmanlık duygusu yaşıyor ve saldırganlaşıyor. Bu saldırganlığın izlerini bu tür olaylarda yazılan metinlerde de görmek mümkün. Kendi dışındaki herkesi tehdit olarak algılıyor. Hatta bu nedenle anne babasını öldüren vakalar bile var. Arka planında ‘Ben bunu hak ediyorum neden benim hakkımı vermiyorsunuz?’ düşüncesi var. Bu bakış açısıyla çocuk, anne babasını hizmetkar gibi görmeye başlıyor. Peygamber Efendimizin bir hadis-i şerifinde de ‘Kıyamete yaklaşıldığında çocuklar anne babalarının efendisi olacaktır.’ buyruluyor. Aslında bugün yaşanan tablo da buna işaret ediyor. Böyle bir anlayış geliştiğinde çocuk eline bir güç ya da imkan geçtiğinde bunu kullanmaktan çekinmiyor. ‘Güçlü olan haklıdır.’ anlayışıyla hareket ediyor. ‘Ben güçlüyüm bunu yaparım bu benim hakkım.’ diyor. Başkasının hakkını ise önemsemiyor. Yani burada narsisizmin küreselleşmesi söz konusu.” dedi.

“Çocuğun geleceğe dair bir ümit duygusu olmalı”

Akran zorbalığının arka planında narsistik yetiştirilmiş çocukların olduğunu belirten Tarhan; “Özgürlük ile sorumluluk dengesinin çocuğa mutlaka öğretilmesi gerekiyor. Bu da aslında çok erken yaşta yürümeyle birlikte başlıyor. Çocuk bir yaşını geçtikten sonra eline kaşık verilmeli kendi yemeğini kendi yemeli anne ağzına lokma tıkmamalı. Sorumluluk duygusu işte tam burada başlıyor. Daha sonra kendi üstünü değiştirmeye çalışmalı, odasını ve eşyalarını düzenlemeyi öğrenmeli. Bu şekilde çocuğa sorumluluk kazandırılırsa ileride hayatta umut ve sabır duygusu geliştirebilir. Çocuğun geleceğe dair bir ümit duygusu olmalı ve zorluklarla baş edebilme becerisi kazanmalı. Bugün çocuklara sabır da yeterince öğretilmiyor. Oysa sabır iki türlüdür biri negatif sabır diğeri pozitif sabır. Negatif sabır başına bir sıkıntı geldiğinde isyan etmemek sabırlı olabilmektir ama asıl önemli olan pozitif sabırdır. Pozitif sabır ise bir hedef doğrultusunda ilerlerken karşılaşılan zorlukları aşabilme becerisidir. Kişi ‘Bu zorlukları nasıl aşarım?’ diye düşünmeli. Karamsarlığa ve ümitsizliğe düşmemelidir. Ancak bu anlayış çocuklara yeterince kazandırılmıyor. Bugün çocuklara her şey hazır altın tepside sunuluyor. Sera çiçeği gibi büyütülüyorlar. Bu nedenle ilk fırtınada dağılıyor, kırılıyorlar. Böyle yetişen çocuklar reddedilme duygusuyla karşılaştıklarında yoğun bir utanç, öfke ve şiddet eğilimi gösterebiliyor. Akran zorbalığının arka planına bakıldığında da çoğu zaman bu şekilde narsistik eğilimlerle yetiştirilmiş çocuklar görülüyor.” ifadelerini kullandı.

“Kapitalist ahlak, yaşam felsefesini hedonizme indirdi”

Günümüzde haz odaklı yaşam anlayışının öne çıktığını söyleyen Tarhan; “Antik Çağ ve cahiliye dönemine bir özenti oluştu. Bugün insanlık sanki yeniden bir cahiliye kültürü üretmeye başladı. Bu durum kapitalizmin işine geliyor çünkü tüketim kültürünü besliyor. Modernizm adı altında kapitalist ahlak, yaşam felsefesini hedonizme indirdi. Yani haz odaklı bir yaşam anlayışı öne çıktı. Hedonizm dediğimiz şey haz merkezli bir yaşam felsefesi. Buna California Sendromu da deniyor. Bunun birinci maddesi hazcılık. Hoşuna gidiyorsa iyidir, hoşuna gitmiyorsa kötüdür. Yani iyi-kötü ölçüsü kişinin hoşuna gidip gitmemesine göre belirleniyor. İkinci olarak egoizm var. Çıkarına uygunsa iyidir değilse iyi değildir. Yani değerler değişti. Doğru-yanlış, iyi-kötü anlayışı dönüşüme uğradı. Üçüncü olarak bu anlayış yaygınlaştıkça insanlarda yalnızlaşma başladı. Çünkü bencil insan fedakâr, verici olamıyor, paylaşamıyor. Bu da insanı yalnızlığa itiyor. Bugün Batı’da özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde ileri yaşta yalnız ölümler artmış durumda. Evinde yalnız ölen ve günlerce fark edilmeyen yaşlılar var. Dördüncü olarak ise depresyon ve mutsuzluk ortaya çıkıyor. Suç ve şiddet olaylarında artış görülüyor. Ancak Batı buna karşı kendi çözümünü de geliştirdi. Anadolu irfanından esinlenerek bunu bilimsel metodoloji haline getirdiler ve uygulamaya başladılar. Bu sayede suç ve şiddet oranlarında düşüş gözlemleniyor.” şeklinde konuştu.

“Kontrol edilmesi zor bir nesil riskiyle karşı karşıyayız”

Değerlerin sözle değil hal diliyle öğretilmesi gerektiğinin altını çizen Tarhan; “Medya ve eğitim sistemimizde öğrettiğimiz insan tipi genelde ‘Zeki ve çalışkan olsun.’ şeklinde tanımlanıyor ama bu yeterli değil. Zeki ve çalışkan bir kimya mühendisi gidip sentetik esrar üretebiliyor. Zeki ve çalışkan bir bilgisayar mühendisi hacker olabiliyor. Zeki ve çalışkan bir tıp fakültesi mezunu organ kaçakçılığı yapabiliyor ya da yenidoğan çetesi kurabiliyor. Demek ki burada üçüncü bir parametreye ihtiyaç var. O da iyi insan olmak. Erdem ve ahlak. Bunu öğretmezsek yönünü şaşırmış gençler yetişir. Bu gençler de gidip annesine babasına zarar verebilir, akran zorbalığı yapabilir. Şu anda kontrol edilmesi zor bir nesil riskiyle karşı karşıyayız. Bunlar nasihatle ve konferansla öğrenilmez. Bir insan çocuğuna az konuşmanın erdemini anlatmak için saatlerce konuşsa çocuk dönüp ‘Sen bunu uygulayamıyorsun ki ben nasıl yapayım?’ der. Bu nedenle bu değerler sözle değil hal diliyle, davranış diliyle öğretilir.” diyerek sözlerini sonlandırdı.

Paylaş
Oluşturulma Tarihi24 Nisan 2026