Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Gençler açısından şiddet bir performansa dönüştü”

10 - Eşitsizliklerin Azaltılması11 - Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar3 - Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam4 - Nitelikli Eğitim

Türkiye’de giderek artan şiddet vakalarına ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulunan Psikiyatrist Nevzat Tarhan, gençler arasında şiddetin artık bir “güç gösterisi” ve “performans” haline geldiğini belirtti. 

Empati yoksunluğu ve aile yapısındaki değişime dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, “Teknoloji hayatımıza hız kazandırır ama değerler hayatımıza yön verir. Evrensel insani değerler var. Empati yoksunluğu olduğunda bütün kötülükler yol buluyor.” dedi. “Günümüzde çocukları daha çok zeki ve çalışkan olmaları için eğitiyoruz; ancak bunun yanında iyi ahlaklı, erdem sahibi bireyler olmalarını da sistemli ve bilimsel yöntemlerle öğretmemiz gerekiyor.” Diyen Prof. Dr. Tarhan, “Risk altındaki çocuklar da tespit edilip kendi haline bırakılmamalıdır. Bu çocukların uygun rehabilitasyon programlarına yönlendirilmesi önemlidir. Gerekirse belirli bir süre, örneğin birkaç ay boyunca empati eğitimi verilmelidir.” diye konuştu.
 

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Nevzat Tarhan, Show TV’de canlı yayınlanan Cansu Canan Özgen ile Yeni Sayfa programında son dönemde artan şiddet vakalarına ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.

Gençler açısından şiddet artık adeta bir performansa dönüştü

Geçmişte münferit olarak görülen şiddet vakalarının artık daha sık ve görünür hale geldiğini vurgulayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Bu tür vakalar daha önce de belli bir oranda görülüyordu; ancak genellikle istisnai ve münferit olaylar şeklindeydi. Bugün ise bu oranın belirgin biçimde arttığını görüyoruz. Bunun pek çok nedeni var. Özellikle gençler açısından şiddet artık bir eylem olmaktan çıkıp adeta bir performansa dönüşmüş durumda. Şiddet uygulamak, bazı gençler için bir güç gösterisi ve kendini kanıtlama aracı haline gelmiş; ‘ben güçlüyüm’ mesajı verme biçimi olarak ortaya çıkıyor.” dedi.

Bu tabloyu değerlendirirken, antisosyal davranış sergileyen gençlerin psikososyal arka planını dikkate almak gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “Türkiye’de şu anda ciddi bir ‘ahlaki panik’ yaşandığını söyleyebiliriz. Toplumda güvensizlik, öfke, korku ve çaresizlik duyguları giderek yaygınlaşıyor.” ifadesinde bulundu.

“Bu çocuklarda çoğunlukla değersizlik duygusunun öne çıktığını görüyoruz”

“Bu çocukların yetiştirilme biçimlerine baktığımızda ise çoğunlukla değersizlik duygusunun öne çıktığını görüyoruz. Kendini değersiz hisseden çocuklar, bu duyguyu güç gösterisiyle telafi etmeye çalışabiliyor.” diyen Prof. Dr. Tarhan, şöyle devam etti:

“Evde dinlenmeyen, aile bağlarının zayıf olduğu ya da güvenli bir ortamın bulunmadığı, sürekli aşağılanan ve değersizleştirilen çocuklar bu riski daha fazla taşıyor. Ayrıca şiddete tanık olan ya da doğrudan şiddet mağduru olan çocuklarda da şiddet davranışlarının geliştiği görülüyor. Bu tür vakaları daha önce çoğunlukla kliniklerde ve adli olaylarda görürdük, şimdi artık daha yaygınlaştı. Bu da ciddi.”

Evde ezilen dışarıda zayıf olanı eziyor

Evde bir şekilde ezilen bireyin, dışarıda kendini güçlü hissetmek için zayıf olanı ezmeye yöneldiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Ne yazık ki bu ‘güçlünün zayıfı ezdiği’ anlayış, bizim kültürümüzde giderek yaygınlaşmaya başladı. Oysa bu yaklaşım, ‘orman kanunu’ olarak tanımlanan ve daha çok gelişmemiş toplumlarda görülen bir anlayıştır. Anadolu’nun irfanında ise böyle bir değer sistemi yoktur. Bizim kültürümüzde saygı esastır.

Örneğin geçmişte cezaevlerinde ya da adli ortamlarda ağır suç işlemiş kişiler bile ortama yaşlı biri girdiğinde saygı gösterir, ayağa kalkar, önünü iliklerdi. Bu, köklü bir kültürel refleksin göstergesiydi.” diye konuştu.

Amerikan kültürünün modellendiğini dile getiren Prof. Dr. Tarhan, “Biz Amerika'daki antisosyal eğilimleri modelledik onu söyleyeyim. Şiddet kültürünü modelledik, ciddi bir şekilde popüler kültürün bizi zehirlemesi var burada. Gençler onun etkisi altında, aile de koruyamıyor çocukları.” şeklinde konuştu.

“Utanma ve merhamet duygusunun toplumda gençler arasında zayıfladığını görüyoruz”

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, şiddet uygulayan gençlerde "ben güçlüyüm, o savunmasız" duygusu var olduğuna da dikkat çekerek, “Utanma duygusu ve merhamet duygusunun toplumda gençler arasında zayıfladığını görüyoruz. Bu tür olaylar artık ciddi şekilde sıradanlaştı ve giderek yaygınlaşıyor. Özellikle risk grubundaki çocuklarda bu eğilim daha belirgin hale geliyor. Elbette her riskli çocuk bu tür davranışlar sergilemez; ancak risk altındaki çocuklarda saldırganlık davranışlarının artma ihtimali daha yüksektir. Olumsuz rol modellerin varlığı ve bu tür davranışların çoğu zaman cezasız kalması, ‘nasılsa bir şey olmuyor’ ya da ‘birkaç gün yatar çıkarım’ düşüncesini güçlendiriyor. Bu da hem duyarsızlaşmayı artırıyor hem de şiddet davranışlarını besliyor.” dedi. 

Çocuklarda empati duygusunun zayıfladığını belirten Prof. Dr. Tarhan, “İleri yaşta, sokakta zor durumda olan bir insana karşı bile empati kurulamadığına tanık oluyoruz. Oysa empati öğrenilen bir beceridir. Çocuk bunu ailede ve okulda öğrenir. Ama yok...”

“Aile içinde bozulan adalet duygusunun yeniden inşa edilmesi gerekiyor”

Aile yapısındaki değişimlere de değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan, “Ailelerin bu süreçteki rolü de oldukça dikkat çekici. Bazı durumlarda anne babaların da farkında olmadan bu davranışları desteklediğini görüyoruz. Böyle durumlarda ‘adalet restorasyonu’ dediğimiz bir yaklaşımdan söz ediyoruz; yani aile içinde bozulan adalet duygusunun yeniden inşa edilmesi gerekiyor. Anlaşılan o ki, bireyler aile içinde başkasının hakkına saygı göstermeyi, hak-hukuk dengesini öğrenemeden büyüyor. Bunu daha önce aile öğretiyordu şimdi daha çok dijital medya öğretiyor, ekran öğretiyor. Aile güvenli alan olmaktan çıktı, aile hatta suçlu yetiştirir hale geldi. Bu tabii küresel bir hastalık ve bizde daha şiddetli yaşanıyor.” dedi.

“Empati yoksunluğu olduğunda bütün kötülükler yol buluyor”

“Teknoloji hayatımıza hız kazandırır ama değerler hayatımıza yön verir. Evrensel insani değerler var. Empati yoksunluğu olduğunda bütün kötülükler yol buluyor.” diye konuşan Prof. Dr. Tarhan, “Rol modeller de burada büyük önem taşır. Eğer bir toplumda güçlü olanın zayıfı ezdiği örnekler öne çıkıyorsa, çocuklar da bunu model alır. ‘Büyükler böyle yapıyorsa ben de yapabilirim’ düşüncesi gelişir. Aynı şekilde sertlik, korkutma ve meydan okumanın ödüllendirildiği bir ortamda büyüyen çocuklar, bu davranışları zamanla bir sorun çözme yöntemi olarak benimser. Sosyal medyanın da bu süreçte önemli bir etkisi vardır. Ancak bu etki özellikle risk grubundaki çocuklar üzerinde daha belirgin hale gelir; risk altında olmayan çocuklar ise bu etkilerden daha sınırlı düzeyde etkilenir.” diye konuştu.

ABD’de okullarda empati öğretilmeye başlandı

Okul şiddeti davranışının hızla yayıldığı ülkenin ABD olduğunu ifade eden Prof. Dr. Tarhan, “ABD'de şiddet olayları 2023’ten önceki 10 seneye göre %300 misliyle artmış. Onun üzerine önlemler alıyorlar şu anda. 2023'ten sonra 2025'te yapılan istatistikte %20 azalma oluyor. Ne yapıyorlar? Okullarda ‘Social Emotional Learning’ dersleri veriyorlar. Sosyal duygusal öğrenme dersler… Empati öğretiyorlar, başkasının hakkına saygıyı öğretiyorlar, paylaşımcılığı öğretiyorlar, öfke kontrolünü öğretiyorlar, minnettarlık duygusunu öğretiyorlar. Yani erdem ahlakını öğretiyorlar. Şu anda bunu bilimsel metodolojiyle Batı öğretiyor. Özellikle kültürel yozlaşma yaşanan yerlerde hatta ABD'de ‘Social Emotional Learning (SEL)’ liseleri açılıyor.  Sorun çıkaran kişileri orada rehabilite ediyorlar. Cezalar bu sorunu çözmez. Rehabilitasyon merkezine alıp eğitimden geçirilmeli bu çocuklar. Yeni vakaların olmaması için risk grupları belirlenmeli.” şeklinde devam etti.

Rehabilitasyon merkezleri cezalandırıcı değil, eğitici ve onarıcı olmalı

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, koruyucu yaklaşımların üç aşamada ele alınması gerektiğini kaydederek, “Birincil, yani primer koruma kapsamında sağlıklı gruplarda psikolojik sağlamlık geliştirme çalışmaları yapılır. Günümüzde çocukları daha çok zeki ve çalışkan olmaları için eğitiyoruz; ancak bunun yanında iyi ahlaklı, erdem sahibi bireyler olmalarını da sistemli ve bilimsel yöntemlerle öğretmemiz gerekiyor. Bu konuda bazı adımlar atılıyor, fakat bunun daha planlı ve sürdürülebilir bir şekilde uygulanması şart. İkinci aşamada ise risk gruplarının doğru şekilde belirlenmesi gerekir. Risk altındaki çocuklar tespit edilip kendi haline bırakılmamalıdır. Bu çocukların uygun rehabilitasyon programlarına yönlendirilmesi önemlidir. Gerekirse belirli bir süre, örneğin birkaç ay boyunca empati eğitimi verilmelidir. ‘Bu davranış sana ya da ailene yapılsa ne hissedersin?’ sorusunun cevabını içselleştirmeden bu sürecin tamamlanmış sayılmaması gerekir. Üçüncül koruma ise olay gerçekleştikten sonra tekrarını önlemeye yöneliktir. Bu noktada da etkili yöntemler ve bilimsel çözümler mevcuttur. Ancak rehabilitasyon merkezlerinin cezalandırıcı değil, eğitici ve onarıcı bir yaklaşımla yapılandırılması gerekir. Toplama kampı gibi rehabilitasyon merkezi olmaz. Olay olduktan sonra tekrar olmaması için bunun metotları var, çözümleri var.” şeklinde sözlerini tamamladı.

Paylaş
Oluşturulma Tarihi06 Mayıs 2026