TARHAN Ailesinin Soy Ağacı

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Felsefesi anlaşılarak tutulan oruç huzur ve sükûnet veriyor”

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Kültür ve Spor Daire Başkanlığının desteği ile Çağın Vicdanı Kulübünün düzenlemiş olduğu ‘Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan ile ‘Varoluştan Anlam Arayışına Psikolojik Sohbetleri’ devam ediyor. İçerisinde bulunulan Ramazan ayı bağlamında önemli paylaşımlarda bulunan Prof. Dr. Tarhan, bu ayın 11 ay içerisinde bir değerlendirme dönemi olduğunun altını çizdi. Her ibadet gibi oruç ibadetinin de bir felsefesi olduğunu vurgulayan Tarhan, felsefesi anlaşılarak tutulan orucun huzur ve sükûnet getirdiğini söyledi.  

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Felsefesi anlaşılarak tutulan oruç huzur ve sükûnet veriyor”

“Ramazan ayı için üç tabir kullanıyor: Oruç, savm ve siyam”

Bediüzzaman Said Nursî’nin ‘Risale-i Nur’ eserinden yola çıkarak içerisinde bulunduğumuz Ramazan ayı hakkında değerlendirmelerde bulunan Tarhan, Ramazan ayında dikkat çeken ‘oruç, savm ve siyam’ kavramları hakkında açıklamalarda bulundu. Tarhan; “Ramazan ve musibet bağlantısı. Bu deprem bir musibet, pandemi bir musibet Ramazan ayı ile bunun bağlantısı nasıl olacak bu gerçekten önemli. Ramazan ayı için üç tabir kullanıyor. Oruç, savm ve bir de siyam diyor Bediüzzaman Hazretleri. O kavramları iyi bilirsek farklarını daha iyi anlarız. Oruçtan en çok kastedilen bedenin oruç tutması. Yemek-içmek gibi temel ihtiyaçlardan kendini günün belirli bir süresi kısıtlıyorsun, onlardan uzak duruyorsun. Savm kelimesi Kur’an-ı Kerim’de geçiyor. Savm kelimesi sadece yemek-içmek değil beş duyuya da oruç tutturmak anlamına geliyor. Harama bakmamak, helal-harama dikkat etmek, ağızdan çıkan söze dikkat etmek. Bir de siyam var. Siyam ise daha üst makam. O da yanılmıyorsam Kuran-ı Kerim’de geçiyor. Orada da ruhun tekamülüne götürecek şekilde Ramazan ayını değerlendirmek anlamına geliyor. Ramazan’ı ruhun inkişafında böyle dayanaklı ruh halini, yüksek duyguları, yüksek değerlerle süslemek-bezemek gibi düşünmek anlamına geliyor. Ramazan orucunun üç boyutunu da böyle ele almak gerekiyor. Bütün bunlar olursa Ramazan’ın anlamına uygun davranıyorsun.” dedi.

“İnsanı en çok korkutan şey belirsizliktir”

İnsanı en çok korkutan duygunun belirsizlik duygusu olduğuna dikkat çeken Tarhan, Kur’an-ı Kerim’in en önemli özelliklerinden birinin insandaki belirsizlik duygusunu gidermek olduğunun altını çizdi. Tarhan; “İnsanı en çok korkutan, en çok sıkıntıya sokan ve en çok üzen şey belirsizliktir. Deprem, pandemi gibi musibetler değildir belirsizliktir. İnsan ne olacağını bilirse tedbirini alır en azından pozisyonunu alır ona göre davranır, belirsizliği giderir daha güçlü durur ya da kaçar. En büyük korku belirsizlik korkusu insanda işte Kuran-ı Kerim’de de söylüyor. Apaçık hidayet delillerini taşıyan ve hak ile batılın arasını ayıran Kur’an, yani belirsizliği gideriyor Kur’an. Diğer kitaplara, bilim felsefesi, din felsefesi olarak diğer kutsal metinlere veya diğer bilim kitaplarına bakıldığında, Kur’an gibi her şeyi açık net apaçık, sınırları belirli olarak yazılmış hiçbir kitap olmadığı anlaşılıyor. Çünkü 23 senede inmiş bir kitap ve kitabın uygulamasını da Resulullah (s.a.s) yapmış. Bu nedenle Kur’an-ı Kerim ve onun uygulanması insanın kafasında soru işareti uyandırmayacak kadar açık ve net. Oruçta da aynı şekilde bunu bilelim. Belirsizlik korkusuna çözüm buluyor. Kuran-ı Kerim’in anlam katma ve teselli verme özelliği buradan geliyor. Yalom’un bir sözü vardır. İnsandaki dört büyük korku, dört büyük stres kaynağı vardır diyor. Ölüm, ümitsizlik, çaresizlik gibi bunlar hep belirsizlikle ilgili. Ümit duygun olsun, belirsiz bir şey varken insana ümit veremezsin, nasıl vereceksin ki? Tanımlayamıyorsun açıklama getiremiyorsun, onun en büyük filozoflar belirsizliği çözmeye çalışanlar filozof olmuşlar. Belirsizliği çözmeye çalışırken akılla kalbi birleştiriyorlar ve belirsizliği gideriyorlar, huzur buluyorlar çünkü insanın huzur bulması için belirsizliği gidermesi gerekir. Tevhit olacak, tek tanrıya inanacaksın. Bu da yetmiyor, teslim olacaksın O’na. O da yetmiyor, ona vekil tayin edeceksin, ona artık vekalet vereceksin, güveneceksin, o zaman huzur geliyor. Onun için bütün iş Ramazan’da bu duyguyu yakalamak, ramazanın anlamını yakalamaktır.” dedi.

“Evrendeki en akıllı varlık olan insanoğlu hâlâ DNA yapamadı”

Evrendeki sebepler içerisinde en akıllı varlığın insanoğlu olduğunu fakat henüz bir DNA yapamadığını ifade eden Tarhan, evrenin yaratıcısının sınırsız güç ve iradesine dikkat çekti. Tarhan; “En akıllı varlık olan insan şu ana kadar bir DNA yapamadı, diziyorlar ama canlanmıyor. Davut heykeli var biliyorsunuz, 15 metrelik heykel Roma’da. Michelangelo heykeli o kadar mükemmel yapmış ki, vücudun anatomisini o kadar güzel yansıtmış ki, heykeli uzaktan gören canlı zannediyormuş. Michelangelo da havalara girmiş, canlansana demiş heykele, canlanmayınca da elindeki çekici fırlatmış, parmağı kırılmış heykelin. İnsanoğlu öyle bakıyor, ben yaptım herkes hayran, niye canlanmıyor bu diyor. O kadar kendini kabiliyetli görüyor. Konuşmasını bekliyor, canlanmasını bekliyor, niye canlanmıyor diyor. DNA’ları diziyorlar, canlan diyorlar, canlanmıyor. Ya sebepler içerisindeki en akıllısı insan bu bile bu rububiyeti sırrını, bırakın kuantumu daha DNA’nın sırrını çözemedi. Yani evrende kendini göstermeyen yüksek bir ilim sahibi var, hatta bu kuantumda ‘Fermi Paradoksu’ diye geçiyor. Bütün evrene bakıyorlar, dünya bu evrende bir noktadan daha küçük. Diğer gezegenleri incelediklerinde Dünya kadar canlı, neşeli, hareketli, yemyeşil, sulu böyle güzel bir başka bir gezegen yok. Şimdi halk istiyor ki, benim matematiksel aklıma göre diyor, o kadar büyük evrende sadece dünyanın böyle olması bir paradokstur diyor. Buna ‘Fermi Paradoksu’ diyorlar. Bu paradoksa göre evrende canlılar, hayatlar var, biz göremiyoruz. Paradoks, matematiksel aklımız başka canlıların olması gerektiğini gösteriyor diyor. Yüksek bilgisayar teknolojisi kullanan üstün topluluklar var, yeryüzüne gelip dünyayı işgal edebilirler diyorlar. Tevhide inanmadıkları için. Tevhidi bilseler Allah’ın Kadir – i Mutlak olduğunu bilseler onun Âlim – i Mutlak olduğunu, Kudret – i Mutlak olduğunu, İlim – i Mutlak ve İrade – i Mutlak yani sınırsız gücünün ve iradesinin olduğunu bilseler bu evreni yapan bu evrenin cinsinden olamaz diye düşünebilecekler. Yaratıcı zaman ve mekândan münezzeh olmalı. Zaman ve mekândan bağımsız olursa ancak bu evreni yönetebilir.” şeklinde konuştu.

“Ramazan’da dur, düşün, yeniden değerlendir yapacağız”

Ramazan ayının bir yıllık süre içinde hayatımızı yeniden gözden geçirme dönemi olduğunu ifade eden Tarhan, Ramazan’da dur, düşün, yeniden değerlendir yapmak gerektiğine dikkat çekti. Tarhan; “Biz rutinin içerisine kaptırmışız kendimizi sabah gidiyoruz çalışıyoruz akşam eve geliyoruz. Yüzde on beş, inovasyon kuralına göre kişi yaptığı iş hakkında düşünsün yani on saat bir iş yapıyorsa bir buçuk saat yaptığı iş hakkında düşünsün denir. Yenilikçiliği ve girişimciliği istiyorsanız yüzde on beş kuralını uygulayacaksınız, yaptığınız işin felsefesini düşüneceksiniz, iş hakkında düşüneceksiniz. Onun politikasını belirleyeceksiniz. Mesela dünyada en çok fındığı biz üretiyoruz ama fındık politikalarını biz belirlemiyoruz, dünyada en çok bor madenini biz üretiyoruz politikaları biz belirlemiyoruz. O politikayı belirleyenler buna zaman ayırmışlar, zamanında yatırım yapmışlar, piyasa kurmuşlar, yönetiyorlar, istedikleri fiyatı indiriyorlar çıkarıyorlar. İşte Ramazan’da Allah’ı tanımak, Allah’ın Rabblığını tanımak, Allah’ın Rahmetini ve Rahimiyetini tanımak için bu gözle bakmak lazım. Anlam arayışına itiyor bizi. Ramazan’da dur, düşün, yeniden değerlendir yapacağız. Buna moratoryum deniyor insan hayatında, mola vermek. Yaptığın işe mola verip bir daha bakacaksın ondan sonra yeniden başlayacaksın. Ramazan bize bir ay hayatınıza moratoryum ilan edin, hayatınızı yeniden gözden geçirin eksiklerinizi düzeltin sonra tekrar devam edin diyor. Senede bir ayı, on ikide bir saati moratoryuma ayır diyor. Bu aslında yine bizim için. Allah bizim bilip bilmediğimiz için yapmıyor bunu dünyadaki imtihanlar için, bizim kendimizi anlayıp bulmamız için yapıyor imtihanı. Yoksa bizim neyi yaparsak neyle karşılaşacağımızı biliyor zaten Allah. Tıpkı bir bilgisayar oyunu gibi, oyunu yazan sen oyunu oynarken o topu o koordinatta vurduğun zaman gol olacağını oyunu yazan biliyor ama oyunu oynayan bilmiyor. Allah’ın kaderi önceden bilmesi dünya bir simülasyon. O simülasyonu Allah yazmış biz hangi açıdan hangi pozisyondan vurup sonuca ulaşıp ulaşmayacağımızı biliyor. Kaderi anlamak bu simülasyon teorisini öğrendikten sonra çok daha kolaylaştı.” dedi.

“Orucu felsefesine uygun tutarsan anlam ve huzur veriyor”

Her ibadet gibi oruç ibadetinin de bir felsefesi olduğunu aktaran Tarhan, felsefesi anlaşılarak tutulan orucun huzur ve sükûnet getirdiğini ifade etti. Tarhan; “Orucun felsefesi var, orucun felsefesine uygun tutarsan anlam veriyor, huzur veriyor. Orucu felsefesine göre tutmamız lazım. Yaşam felsefesini ona göre düzenlersek, oruç bizim için anlam katıyor, huzur katıyor, teselli katıyor ve müthiş bir dinginlik veriyor aynı zamanda. Sadece sakin bir huzur değil, canlı bir huzur veriyor, dingin bir huzur veriyor. Sükûnet veriyor. Deve kuşuna kuşsun uç demişler, deveyim demiş devesin yük taşı demişler kuşum demiş. Böyle bir gaflet veyahut manipülasyon insanoğlunun hakikati görmesini engelliyor. Gerçekten de insanların çoğu iyi niyetli ama unutuyor, kaptırıyor kendini rutine unutuyor. Zaten rutine kaptırmak şeytanının hilelerinden birsidir, otomatiğe bağlamak insanı. Onun için böyle otomatiğe bağlı yaşarken arada Allah bir musibet veriyor, gafletten uyanmamız için bir silkeliyor, hakikati görmemiz için. Bir nevi gaflet perdesini yıkmak için, sürüden ayrılana karşı bir ikaz-ı ilahiye. Musibetler bize acı çektirmek için değil, gafletten uyanmamız için veriliyor. Bu gözle bakarsa insan, anlam katıyor musibete, hikmetini anlıyor hikmetini anlayınca, teselli oluyor. Bakıyorsunuz ramazanda, aynı anda ezan okunduğu zaman o paralelliği o meridyende olan herkes ibadet ediyor milyonlarca insan bir arada. Nasıl çiçeği anlayabilmek için baharı beklersin Ramazan ayı da Allah’ın bazı sıfatlarını anlamak için çok güzel bir dönem. O gözle bakarsan tabi, o gözle bakmazsan göremezsin. Tamamen bu iş bakış açısıyla, nereden baktığınla ilgili.” şeklinde konuştu.

Okunma : 856

ÜHA

 

Haberler

Foto Galeri