TARHAN Ailesinin Soy Ağacı

Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “Bilinç, psikolojinin ve kuantumun en çok araştırdığı konulardan biri”

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Marmara Üniversitesi Anadolu Gençlik Kulübü tarafından düzenlenen “Bilinçli Genç Olmak” söyleşinin konuğu oldu. Bilinç, kuantum ve psikoloji üzerine önemli paylaşımlarda bulunan Tarhan, kuantum alanında yapılan çalışmaların ‘yansıyan bir zihin, kuantum alıcısı bir zihin’ olduğunu ortaya koyduğunu kaydetti. Tarhan son dönemlerde insan bilincinin, en önemli araştırma alanlarından biri olduğunu da sözlerine ekledi.  

“Geçmişte kimlik aktarımını aile yapıyordu şu anda dijital unsurlar ön planda”

Çevrimiçi gerçekleştirilen söyleşide ergenlik dönemi ile başlayan kimlik arayışı hakkında değerlendirmelerde bulunan Tarhan, modern çağ ile bu aktarımda yaşanan bazı dönüşümlere dikkat çekti. Tarhan; “Ergenlik ile birlikte aşağı yukarı 12 yaşından itibaren kişi kendi kimliğini arayıp bulmaya başlıyor, ‘ben kimim, nereye yönelmeliyim’ sorularını soruyor. Bu tarz kişilerde genetik olarak otonomi eğilimi ve özerklik duygusu var. Asırlardır kültürlerde bu özerklik duygusu bastırılmış. İtaat toplumlarında, korku kültürlerinde bu duygu bastırıldığı için Roma döneminden tutun da Antik Çağ’a kadar insanlar korkular ile yönetilmişler. Tarihte savaşlar hep özgürlük talepleri nedeniyle çıkmış. Bir insanın ergenliğiyle bir toplumun ergenliği ve büyümesi çok paralel. Yani ergenliğe girdiği zaman bir genç, özerklik duygusu ön plana çıkıyor. Eğer gençte özerklik duygusu varsa, anne baba ya da toplum onu bazı konularda zorlayabiliyor. Lider olan kişiler radikallik geni taşıyorlar. Bu özerklik duygusu ile yakından ilişiklidir. İnsan ‘ben kimim, nereye ait olmalıyım, niçin’ sorularını sorarken kimlik karmaşası yaşıyor. Kendi etnik kimliğimiz, sosyal, kültürel ve cinsel kimliğimizin hepsiyle karar veriyoruz. Daha önce kültür aktarımı biraz anneden, babadan, toplumdan alınarak yapılıyordu, şimdi ise daha çok sosyal medyadan alıyor ve kimliğini oluşturmaya çalışıyor gençler. Daha önce kültür aktarımını böyle yapıyorlardı çocuğa. Kimlik aktarımını aile yapıyordu şimdi ailenin yerini tamamen dijital unsurlar aldı.” dedi.  

“Bilinç, psikolojinin en çok araştırdığı konulardan biri”

Bilinç kavramı hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulunan Tarhan, insan beyninde karar verme mekanizmasının ‘bilinç’ aracılığı ile gerçekleştiğinin altını çizdi. Tarhan; “İnsan beynindeki bilinç psikiyatrinin, psikolojinin en çok araştırdığı alanlardan biri. İnsanların karar verme süreci hakkında ortaya konulan bir çalışma, beynimizin üzerinde bir bilinç olduğunu gösterdi. Karar veren beyin değil demek ki. Karar veren beynimizin üzerinde bir zihin var, bu zihnin de bilinci var, yap veya yapma diyor. Bilinç şu anda en önemli konu. Şu anda kuantum beyin var olması gereken o diyor. Çünkü insan beyni kapalı çevrim çalışıyor diye biliniyordu. Şimdi anlaşıldı ki insan beyni ilişkisel çalışıyor bütün evrenle ilişkili, diğer insanlarla ilişkili, her şeyle bağlantısallık var. Ayna nöronlar var, mesela motor ayna nöronlar var kolunuzu kaldırdığınız zaman karşı tarafın beyninde de kol bölgesi kalkıyor. Duygusal ayna nöronlar var kin, öfke, nefret, kıskançlık, sevgi, ümit, neşe hangi duygu varsa güçlü bir şekilde o duyguyu yaşıyorsan karşı tarafın beyninde de aynı bölge harekete geçiyor. Bunlar tamamen yeni bilgiler, 15-20 senelik. Bu duygusal ayna nöronlar olmasa da beyinler konuşuyor. Bu demek ki artık bizim 5 duyumuzun ötesinde bir gerçeklik var. Bu holografik bir gerçeklik ve titreşimle çalışıyor bilinç dediğimiz şey.” şeklinde konuştu. 

“İnsan zihninin kuantum alıcı özelliği ortaya çıktı”

Kuantum alanında meydana gelen son gelişmeler ile insan zihninin kuantum alıcı yönü ve zamanın izafiliğinin kanıtlandığını aktaran Tarhan; “Kuantum alanında yapılan çalışmalar ‘yansıyan bir zihin, kuantum alıcısı bir zihin’ olduğunu ifade ediyor. Nörokuantoloji deniyor, bu bilim insan zihninin şuurunun kuantum alıcısı olarak yankılayan bir alan olduğunu söylüyor. Son yaşanan gelişmeler ile bu hesaplanabilir ve ölçülebilir oldu. Kuantum fizik sabitesi bulunduktan sonra artık hesaplanabilir oldu. Newton determinizmi gibi 1 sene sonra güneşin ne zaman doğacağını daha sonra Einstein determinizmi çıktı zamanın izafiyeti ortaya çıktı. Dünyada iki tane 30 yaşında genç olsa birisini ışık hızına yakın bir hızla bir cihaza bindirseniz, 50 sene sonra o kişiler bir araya gelse dünyada yaşayan 80 yaşında olacak uzaydaki ışık hızında yaşayan 50 yaşında olacak. Bunu matematik olarak ölçtüler ve zaman izafiyetinin formülü de bulundu. Bunun üzerine zamanın izafi olduğu bir determinizm ortaya çıktı, hesaplarda da zaman boyutunu da katarak oldu. 2022 yılında Kuantum Bulanıklık bulundu, Einstein bu teori için ‘ürkütücü bir teori’ demiştir. Işık hızından daha hızlı bir evren var. Şu anda bizim varlık aleminin bittiği karadeliklerin ötesi ışık hızından daha hızlı olan ve karanlık madde olan aynı zamanda başka bir varoluş var ve bu karanlık madde şu andaki evrenin yüzde 80-90’ını oluşturuyor. İnsan öyle sadece maddelerden oluşmuş bir varlık değil.” ifadelerini kullandı. 

“Batı çok yakın zamanda tevhidi bulacak”

Batı’da meydana gelen fikir akımlarının ailenin sonunu getirdiğini ve insanları mutsuzluk ile bağımlılık çemberine hapsettiğini aktaran Tarhan, çok yakın zamanda Batı’nın tevhidi bulacağını ön gördüğünü söyledi. Tarhan; “Varoluş felsefesi hayatı ve varlığı sorgular. Örneğin egzistansiyalistler tamamen insanı sıfırdan değerlendirerek hayatın anlamı olmadığını yani absürdizmi savunurlar ve ‘hayatın anlamı yoktur, anlam peşinde koşmak anlamsızlıktır’ düşüncesi yaygındır. Her şeye karşı felsefesi ortaya çıkıyor. Mesela Amerika’da yetmişli yıllarda açık sınıf politikaları vardı. Okullarda çocuk istediği zaman sınıfa giriyor, istediği zaman çıkıyor. Özgürlük olsun, açık sınıf politikasıyla yetenekler ortaya görebiliyoruz ve bunun karşıda evlilikte de yaşandı. Açık evlilik politikaları. İki taraf da evli, iki tarafın da sevgilisi var. Bunu normalleştiren bir kültür var şu anda Amerika’da. Bütün bu noktaya kadar çeşitli özgürlük yöntemleri denediler. Örneğin akışkan cinsellik olarak ifade ederek rastgele cinselliği teşvik eden bir şey felsefe oluştu. Fakat bu felsefe bir komplikasyon çıkarmaya başlayarak şiddet olaylarına ve boşanmalara neden oldu. Aileye ne gerek var düşüncesi hakim oldu, yalnızlık ortaya çıktı ve mutsuzluk depresyonu meydana geldi. Uyuşturucu Batı’da bağımlılık ve salgın halinde yayıldı. Şu anda Manhattan'da kanalizasyonlarda antidepresanlar ölçülür hale geldi. İnsanlığın özgürlük adı altında böyle sınırsızlık, sorumsuzluk ve doyumsuzluğu yayması ile narsisizm küreselleşmeye devam ediyor. Son yaşanan gelişmeler ise Batı’da bilgeleşmenin başladığını gösteriyor. Batı dünyasının yanlış yapıyoruz diyerek yakın zamanda tevhidi bulacağını ön görüyorum. Müminlerin çoğaldığını tahmin ediyorum.” dedi. 

“Allah’la kalbi bağ kurduğu zaman insanda meditatif duygu oluşuyor”

Allah ile bütünleşme duygusundan bahseden Prof. Dr. Tarhan;” Allah’la kalbi bağ kurduğu zaman inanmış insanında meditatif duygu oluşuyor. Kişi bütün istekleri karşılanmış, bütün ihtiyaçları giderilmiş ve Allah’la bütünleşmiş gibi hissediyorsun kendini bak bütünleşmiş gibi. Allah’la bütünleşmiş gibi hissettiğin zaman uçma duygusu oluyor insanda ve buna veşt duygusu diye geçiyor tasavvufta. İngilizcedeki karşılığı ekstazi duygusudur bunun. Bunu bugün haplarla yapılıyorlar Batı’da. Geçici olarak aynı duyguyu veriyor haplarda, beyinin aynı bölgesini harekete geçiriyor ama tesiri geçince daha berbat oluyor insan. Ama kişi haplarla değil de kendi kendine bu iç huzur yolculuğuna çıkıp kendi kendine bunu yapabilir. Böylece Allah’la bütünleşebilir, bütün bu konuda o tasavvuftaki o öğretilerden, nedir en önemli öğreti? Kişi hesap verme duygusu çok önemli, insanın içindeki kötücülükleri engelleyen en önemli duygu. İnsanı koruyan iyi niyeti olması değil, vatanseverliği de değil, dindarlığı da… En önemli duygu hesap verebilirliği koruyor kötülüklerden. İyiliğe ne sevk ediyor insanı? İnsan şu anda bazı fedakarlıklar yapıyorsun ama ilerde daha büyük, kısa vadede fedakârlık yapıyorsun ama öbür dünyaya kalmadan bu dünyada da manevi bir huzur esenlik kazanıyorsun. İnanmanın verdiği o iç huzur var. Onun için hakiki inanan insanlar hayran oluyorlar, bu nedenle bu peşin ücrettir dindarlıkta… O iç huzuru onu yakalayabilmek önemli ama asıl ödül, büyük mükafat ölümden sonrasıdır. Bu peşin ücret bile insana yeter, hayata anlam katıyor çünkü. Bu nedenle bizim burada bir insanın hakikati arayıp bulmasında, bu coğrafyada doğmuş olmak, bu kültürün içerisinde olmak büyük şanstır ama denizin içinde olup denizi bilmeyen çok fazla insan var.” Dedi.

“Batı Anadolu irfanını almış pozitif Psikoloji diye sistematize etmiş”

Batının Anadolu irfanını alıp pozitif psikoloji adıyla sistematize edip tüm dünyaya sunduğuna değinen Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Anadolu irfanını almışlar sistematize etmişler, metodoloji geliştirmişler Mevlâna’yı pozitif psikoloji diye bize satıyorlar şu anda. Pozitif psikolojiyi inceledim ve Mesnevi Terapi, Yunus Terapi kitaplarını onun üzerine yazdım. Baktım Batı tamamen bizden almış her şeyi, bizim tembelliğimiz nedeniyle onlar bilimsel metodoloji haline getirmişler. Şu anda benim tahminim Batı dünyasındaki insanlar İslam'dan korkuyorlar ama tevhidi bulacaklar. Batı’da müminlerin çoğaldığını ben tahmin ediyorum. İlahi rızayı gayeyi maksat yapmak burada amaç. İlahi hedef bu. Bir müminin bunu yaptığı zaman içinde bu hedefi koyduğu zaman yanlış bir çeldirici geldiği zaman bırak tembellik yap, ibadetini yapma yahut da yalan söyle şu işte bir çıkarcılık yap dediği zaman içindeki bir yasakçı hayır diyor vicdanındaki. Vicdanınızdaki yasakçıların yani kontrol iç kontrol duygusunun gelişmesi için muhakkak kişinin hedefi olacak. Hedefin varsa istek uyanıyor. Hedefin varsa ihtiyaç oluşuyor. Bu hedefe ulaşmak için bir şey yapmam diyorsun. İhtiyaç oluşunca istek uyanıyor, istek uyanınca kendini harekete geçiriyorsun. Kendini harekete geçirmenin yolu ihtiyaç hissetmek, istek uyandırmak. İyi insan olma hedefini koymak önemli mesela tebessüm bile sadaka düşün böyle bir şey yapmış, tebessümü bile sadaka. Yirmi üç sene süren peygamberlik döneminde Resulullah müthiş bir örnek olarak kâmil insan örneği olarak o insan örneğini alacağız biz. Yani bir şey gibi şu anda önümüzde bilgisayar olacak, aklımız olacak ama kalbimiz peygamber ahlakında olacak. Bunu yaptığımız zaman bir müddet sonra otomatikleşiyor bu durum. Anlamı yakalamış oluyorsun böylelikle ve artık hiçbir ters rüzgâr seni başka tarafa sallayamaz, başka tarafa savuramaz. Onun için buradaki irade için, sabır lazım muhakkak. Hayatta öyle bir gizli psikoloji yasası var, hayat mükafatını tahammül edenlere veriyor. Onun için Allah, sabır ve zaman üzerine yemin etmiştir. Anadolu irfanının da en önemli özellikleri arasında tevekkül ve sabır vardır.” dedi.

Okunma : 1704

ÜHA

 

Haberler

Foto Galeri