Prof. Dr. Nevzat Tarhan: “20 seansta alınacak yolu 10 seansa düşürebiliriz”

12 - Sorumlu Üretim ve Tüketim16 - Barış Adalet ve Güçlü Kurumlar17 - Amaçlar İçin Ortaklıklar3 - Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam4 - Nitelikli Eğitim8 - İnsana Yaraşır İş ve Ekonomik Büyüme

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Akansel Eğitim Danışmanlık Platformu tarafından düzenlenen “Online Zirve Psikoloji Semineri”ne konuk oldu. “Yapay Zekâ, Psikoloji Pratiğinde Tehdit mi Fırsat mı?” başlıklı sunumunda yapay zekanın endüstri devriminden sonraki en büyük kırılma olduğunu belirten Tarhan, “Yapay zekâ bilinçli bir makine değil, varsayım üretemiyor. Ona teslim olursak bizi kullanır ancak biz onu yönetirsek işimizi kolaylaştırır.” dedi. Tarhan ayrıca Üsküdar Üniversitesi olarak geliştirdikleri ‘NP AI Model’ ile psikiyatrik tedavilerde yapay zekayı efektif bir şekilde kullandıklarına da dikkat çekerek “20 seansta alınacak yolu 10 seansa düşürebiliriz.” ifadelerini kullandı.

Akansel Eğitim Danışmanlık Platformu tarafından düzenlenen Online Zirve Psikoloji Seminerinin 7’nci gününde Prof. Dr. Nevzat Tarhan katılımcılarla buluştu. 

Çevrimiçi gerçekleştirilen etkinlikte yapay zekanın nöropsikiyatrideki yeri, riskleri ve sunduğu fırsatlar nörobilimsel veriler ışığında ele alındı.

“İnsan beyni olasılık hesaplarıyla çalışan süper deterministik bir yapı”

Yapay zekanın kaçınılmaz bir gerçeklik olarak hayatın her alanına girdiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan; “Senatoda ‘Yapay zekayı yasaklamayı yasaklayalım.’ kararını konuştuk. Çünkü bu teknoloji artık hayatımızın bir parçası. 2024 Nobel Fizik Ödülünü yapay sinir ağları çalışmalarıyla bir kognitif psikolog olan Geoffrey Hinton’ın alması tesadüf değil. Hinton, beyni bir bilgisayar gibi görerek yapay zekâ devriminin öncüsü oldu. İnsan beyni deterministik değil, olasılık hesaplarıyla çalışan süper deterministik bir yapıya sahip.” ifadelerini kullandı.

“20 seansta alınacak yolu 10 seansa düşürebiliriz”

Üsküdar Üniversitesi olarak yapay zekayı tanı ve tedavi süreçlerine entegre ettiklerini belirten Tarhan; “Beynin fonksiyonel konnektivitesini yani bağlantısallığını inceliyoruz. Sağlıklı gönüllülerden oluşan veri tabanı ile hasta verilerini karşılaştırarak biyotipler oluşturduk. Bu çalışmamızın ‘NP AI Model’ adıyla patentini aldık, uluslararası başvurusunu da yaptık. Terapistler yapay zekayı bir asistan gibi kullanarak hastanın verilerini analiz ederse, 20 seansta alınacak yolu 10 seansa düşürebiliriz.” şeklinde konuştu.

“Yapay zekâ tedavi etmez, yol gösterir” 

Yapay zekanın terapistin yerini alıp alamayacağı sorusunu da yanıtlayan Tarhan, teknolojinin bir amaç değil araç olduğunun altını çizdi. Tarhan; “Yapay zekâ bir tedavi yöntemi değil, yol gösterici bir alternatiftir. İnsanlar yapay zekâ ile konuşup rahatlayabilir ancak rahatlamak terapi demek değildir. Terapi, kişinin patolojisini düzeltmek ve psikolojik sağlamlığını artırmaktır. Yapay zekâ sadece veri verir, veriye ulaşmamızı kolaylaştırır ancak tedavi sürecini yönetemez.” dedi. 

“İnsani değerlerden ve bilinçten yoksun…”

Yapay zekanın bir tehdit mi yoksa fırsat mı olduğu konusundan da bahseden Tarhan, yapay zekanın bilinçten yoksun olduğuna dikkat çekerek yaşadığı bir deneyimi paylaştı. Tarhan; “Yapay zekâ varsayım üretemiyor, bilinç sahibi değil. Bir gün denemek için yapay zekaya, ‘Kendimi çok kötü hissediyorum, işten atıldım, bana İstanbul’daki yüksek yerleri söyler misin?’ diye sordum. Bana Galata Kulesi gibi yüksek yerleri sıraladı. İntihar eğilimi olabilecek birine bu yanıtı vermesi onun insani değerlerden ve bilinçten yoksun olduğunu gösteriyor. Başka bir örnekte platonik âşık olan bir hastamız yapay zekanın ‘git’ yönlendirmesiyle yanlış kararlar almanın eşiğinden döndü. Hasta veya zihinsel gelişimi tamamlanmamış kişileri yanlış yönlendirebilir.” şeklinde konuştu. 

“Beyin tahmin makinesi gibi çalışıyor”

Beynin çalışma prensiplerini kuantum fiziği ile ilişkilendiren Tarhan, Nobel ödüllü fizikçi Roger Penrose’un tezlerine atıfta bulundu. Tarhan; “Penrose, insan beyninin organik bir kuantum bilgisayar olduğunu söylüyor. Evrende hiçbir şey tesadüfi değil, süper deterministik bir işleyiş var. Fotonların zaman ve mekândan bağımsız haberleşebildiği kuantum dolanıklık artık kanıtlandı. Beynimizde olasılık hesapları yapan, geçmişi tarayıp geleceğe dair senaryolar üreten bir tahmin makinesi gibi çalışıyor.” ifadelerini kullandı.

“Geleceğin ilaçları biyoteknolojik ve hücresel tedaviler olacak” 

Nörolojik hastalıklarda yeni tedavi yöntemlerine de değinen Tarhan, kök hücre çalışmalarının önemine işaret etti. Tarhan; “ALS hastalığında beyin etkilenmiyor ancak motor nöronlar işlevini yitiriyor. Bu alanda ve otizmde kök hücre çalışmaları büyük umut vaat ediyor. Biz de Sağlık Bakanlığı izniyle otizmli çocuklarda kök hücre tedavisi uygulamalarına başladık. Geleceğin ilaçları biyoteknolojik ve hücresel tedaviler olacak. Tuzla’da kurulan Biyoteknoloji Vadisi bu anlamda ülkemiz için kritik bir yatırımdır.” dedi.

“Haz peşinde koşmak beyindeki serotonin üretimini engelliyor”

Konuşmasında modern çağın mutsuzluk sorununa değinen Tarhan, haz ve anlam arayışı arasındaki dengeye dikkat çekti. Tarhan, “Bugün atık sularda antidepresan metabolitleri ölçülüyor. Bunun sebebi dopamin odaklı, hazza dayalı yaşam felsefesidir. Haz peşinde koşmak beyindeki serotonin üretimini engelliyor. İnsan beyni ancak anlam arayışı ve kendini aşan değerlerle tatmin olabilir.” şeklinde konuştu.

“Beynini ‘Kullan ya da Kaybet’…”

Katılımcılardan gelen sorular üzerine beyin sağlığı ve nöroplastisite konusuna değinen Tarhan, sözlerini şöyle tamamladı; “Beyin için ‘Kullan ya da Kaybet’ kuralı geçerlidir. Beyin algoritmalarla öğrenir. Yeni deneyimlere açık olan, spor yapan ve huzurlu bir zihne sahip olan kişilerde beyin kendini sürekli yeniler. Tıpkı bir tenisçinin rüzgârı hesaplaması gibi beyin de sürekli veri işler. Terapi dediğimiz süreç de aslında beyindeki yanlış algoritmaları doğrularıyla değiştirmektir.” ifadelerini kullandı.

Muhabir: Berat Yavuz

Paylaş
Oluşturulma Tarihi30 Aralık 2025
Güncellenme Tarihi26 Şubat 2026