Daha hoşgörülü olabilirsiniz

Bizi günden güne daha da katılaştıran ne? Merak ediyor musunuz?

Modernleşmeyle birlikte insanlar neden hoşgörü yoksunu bireyler haline geldi? Bizi günden güne daha da katılaştıran ne? Kendi istek ve beklentilerimizi neden hep ön planda tutuyoruz?

wwwwProf. Dr. Nevzat Tarhan hoşgörü kazanmanın yollarını anlatıyor…

Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan hoşgörüyü alçakgönüllülüğün kardeşi olarak değerlendirirken karşıtı olarak da katılığı gösteriyor. Bu katılığın ardında ise benmerkezciliğin yattığına dikkat çekiyor.

Benmerkezcilikte düşünce katılığının söz konusu olduğunu belirten Rektör Tarhan düşünceler esnek olmadığı için de kişinin karşı tarafı değil de kendi istek ve beklentilerini ön planda tuttuğunu kaydediyor. Böyle olunca da muhatabın hatalarını kişinin görmezden geldiğini, karşı tarafa hata yapma hakkı tanımak olan hoşgörüyü gösteremediğini vurguluyor.

Bir insanın her zaman haklı olmasının mümkün olmadığını da ifade eden Prof. Dr. Nevzat Tarhan, hoşgörünün aslında kişinin diğer insanların çıkarlarıyla kendi çıkarları arasındaki dengeyi kurması ve diğer kişilere inisiyatif söz hakkı verebilmesi olduğunu söylüyor.

Rektör Tarhan insanların neden hoşgörü gösterememelerine ilişkin ise şunları kaydediyor.

"İnsan ilişkilerinde farklılıklar ve benzerlikler vardır. Hoşgörülü kişi farklılıklardan değil, benzerliklerden hareketle karşısındakiyle ilişki kurmaya çalışır. Fakat hoşgörüsü zayıf insan benzerlikleri değil, farklılıkları görerek hareket eder.

Mesela hoşgörüsüz kişi, on tane iyi davranışı değil, bir tane yanlış davranışı görür. Bunlar narsistik özellikteki kişilerdir. Kendi egolarını yüceltirler, diğer kişilerin egolarını değersizleştirirler. Hoşgörüsüz insanların mükemmeliyetçilik özelliği de vardır. Alçakgönüllü gibi gözüküp karşıdaki kişiden mükemmellik beklerler. Bu da gizli kibirden kaynaklanır ve evlilikteki en büyük problemlerdendir.

EŞLER BENZER YÖNLERİYLE DİYALOG KURMALI

Karı-koca birbirini düzeltmeye ve kendine benzetmeye çalışırsa karşı taraf kendini kötü hisseder ve çatışma çıkar. Hâlbuki herkes kendini düzeltmeye ve geliştirmeye çalışır; farklı yönleriyle değil, benzer yönleriyle diyalog kurarsa, biz bilinci oluşur. Evlilikte diyalog oluşması için pozitif hoşgörünün ön plana çıkması gerekir. Karşı tarafın benzerliklerinden hareketle onu anlamaya çalışmak burada kullanılacak etkili yöntemdir.

HOŞGÖRÜLÜ ÇİFTLER ZAMANLA BİRBİRİNE BENZİYOR

Başarılı ve mutlu evlilikler üzerine yapılan çalışmalarda bu konuyla ilgili ilginç bulgular elde edilmiştir. "Mikelanj Fenomeni" denilen bu bulguya göre mutlu, anlaşan çiftler yıllar içinde birbirlerine benziyorlardı. Benzer yüz kırışıklıkları, mimikler ve yüz çizgileri taşıyorlardı. Aralarındaki ahenk sanki yüzlerinde iz bırakıyordu. Birbirlerini sessiz sedasız zorlama ve biçimlendirme, beyin bağlantılarında 'yontulma' ile ilgiliydi. Eğer düşmanca tartışmalar çoksa; hor görme, ilgisizlik ve karşı tarafı değersizleştirme varsa, sevgi bağı ve bağlılık oluşmamışsa yüz çizgilerinde ortak hatlar çok az benzerlik gösteriyordu.

EVLİLİĞİ EROZİTM DEĞİL PAYLAŞIM EMNİYETTE TUTUYOR

Yapılan çalışmalarda, evliliği sağlam tutan şeyin erotik ve romantik çekim gücünden ve çıkar ilişkisinden çok, paylaşım ve duygusal yardımlaşmanın sağladığı 'emniyetli bir liman' duygusu olduğu görüldü.

Eşlerden biri, müdahaleci ve denetleyici bir tutum sergiliyorsa ötekinin hevesi kaçıyor, amacını sık sık sorguluyor, hedefini küçültüyor, gelecekten emin olma duygusu zayıflıyordu. Kaba ve tenkitçi öğütlere kendisini kapatıyordu.

Eşlerden biri kaygılıysa, kendisini gevşetemiyorsa karşı tarafta ilişki yorgunluğu ve yıpranması yaşanıyordu. Özgüven arttırıcı, cesaretlendirici ve 'güvenli bir üs' sunucu yaklaşım oluşamadığı için duygusal açıdan eşler birbirlerinin yardımına koşamıyorlardı.

Şaban Özdemir (NPGRUP)

Okunma : 2419

 

İlgili

07 Eylül 2012
"Kişisel Haberler" içerisinde
21 Aralık 2011
"Kişisel Haberler" içerisinde
19 Eylül 2011
"Kişisel Haberler" içerisinde

Haberler

Foto Galeri