Bugünün dijital tehditlerini 2014'te okuyan kitap: Bilinçli Aile Olmak
İlk baskısı 2014 yılında yapılan "Bilinçli Aile Olmak" kitabında günümüzün "dijital sokak" tehlikesine, yalnızlaşan bireylere ve amaçsızlaşan gençlik krizine ta o yıllardan dikkat çeken psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, haklılığını bir kez daha ortaya koydu. 14’üncü baskısına ulaşan başucu eserinde Tarhan, modern dünyanın aile üzerinde oluşturduğu tahribata karşı yıllar öncesinden sunduğu "Bilgelik ve Fırsat Eğitimi" reçetesiyle bugün de insanlığa yol göstermeye devam ediyor. Aile içindeki krizlerin doğru yönetildiğinde ilişkiyi güçlendiren birer fırsata dönüşebileceğini ifade eden Tarhan, “Sorunları fırsata dönüştürün!” diyor.

Günümüzde ailelerin en büyük mücadele alanı haline gelen "dijital bağımlılık", "kuşaklararası kopuş", "haz ve hız odaklı bireyselleşme" gibi küresel krizlerin, henüz bu kadar görünür olmadığı 2014 yılında Prof. Dr. Nevzat Tarhan tarafından birer tehlike olarak işaret edilmişti.

Öngörü ve rehber eser…
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü, Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın Timaş Yayınları’ndan çıkan ve Ağustos 2026 itibarıyla 14’üncü baskısına ulaşan "Bilinçli Aile Olmak – Ailede Fırsat Eğitimi" kitabı, adeta günümüz dünyasının aile krizlerini yıllar öncesinden okuyan bir "öngörü ve rehber eser" niteliği taşıyor.
Ta o yıllarda "Evin kapısı artık kontrolsüz dijital sokağa açılıyor" diyerek bugün yaşanan dijital oburluk ve kimlik erozyonuna dikkat çeken Tarhan; gelişen ekonomiye rağmen daralan gönüllere, büyüyen evlere rağmen küçülen egolara vurgu yaparak modernitenin getirdiği "anomik krizin" aileleri yutacağını yıllar öncesinden haber vermişti.
12 yıl önce konulan teşhis…
Geleneksel nasihatlerin işe yaramadığı dijital çağda, sorunları krize değil "fırsat eğitimine" dönüştürmenin yollarını anlatan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, 12 yıl önce koyduğu teşhisler ve sunduğu tedavi yöntemleriyle günümüz ailesinin sığınacağı en güçlü liman olmaya devam ediyor.
Yeni baskılarla okurla buluşan kitap, Ağustos 2026 itibarıyla 14. baskısına ulaşırken; değişen yaşam biçimlerinin aile üzerindeki etkilerinden çocuk eğitimine, eşler arasındaki iletişimden güvenli bağlanmaya ve aileyi bir arada tutan değerlere kadar geniş bir çerçevede yol gösteriyor.
“Artık şikâyet değil, çözüm zamanı”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, teknolojik ve ekonomik gelişmenin tek başına insanı ve aileyi daha mutlu kılmaya yetmediğine dikkat çekiyor. Günümüz insanının yaşam koşulları kolaylaşırken ilişkilerinin zorlaştığını belirten Tarhan, yeni kuşakların değer dünyasında yaşanan değişime işaret ediyor.
Prof. Dr. Tarhan, “Yeni kuşaklar maalesef çok fazla dünyevileşti. Kendi egoları ve konforlarından daha yüksek bir değer tanımayan kuşaklar, insanlığın geleceğini tehdit ediyor.” diyerek, modern hayatın oluşturduğu çelişkileri şöyle ifade ediyor:
“Ekonomimiz düzeldi ama gençliğimiz bozuldu, yollarımız genişledi ama gönüllerimiz daraldı, hayatımız kolaylaştı ama ilişkilerimiz zorlaştı, ekmeğimiz büyüdü ama paylaşmamız azaldı, evlerimiz genişledi ama egolarımızdan başkasına yer kalmadı, paramız çoğaldı ama sabrımız azaldı… Vitrinlerimiz doldu ama gönüllerimiz boşaldı, özgürlüğümüz arttı ama merhametimiz azaldı, özgüvenimiz arttı ama utanma duygumuz ve saygımız azaldı… Ancak artık şikâyet değil, çözüm zamanı.”
Evlerin kapısı kontrolsüz dijital sokağa açılıyor…
İnternetin artık evin dünyaya açılan kapısı haline geldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, çocukların ve yetişkinlerin internet aracılığıyla kontrolsüz bir “dijital sokağa” çıktığını ifade ediyor.
Ailenin iyi insan yetiştirmenin temel kaynağı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, “İyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir iş insanı olmadan önce iyi insan olmaya çalışmalıyız. İyi insan olmak ise iyi bir aile ortamında başlıyor. Bu nedenle ‘iyi insan’ vasfının kaynağı olan aileyi bir arada tutan değerleri yeniden canlandırmaktan başka çaremiz yok.” diyor.
Ailede sorun yaşamamak değil, sorunu çözebilmek önemli
Prof. Dr. Nevzat Tarhan’a göre sağlıklı aile, hiç problem yaşamayan aile anlamına gelmiyor. Görüş ayrılıkları, çocuklarla ilgili sorunlar, ekonomik sıkıntılar veya eşler arasındaki iletişim problemleri aile hayatının farklı dönemlerinde ortaya çıkabiliyor.
Prof. Dr. Tarhan, aile içinde yaşanan problemlerin yalnızca huzuru bozan krizler olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, doğru yönetilen sorunların eşlerin ve aile üyelerinin birbirlerini daha iyi tanımalarına, ilişkideki eksikleri fark etmelerine ve birlikte çözüm üretmelerine yardımcı olabileceğine dikkat çekiyor.
Kriz dönemlerinde “Kim haklı?” mücadelesine girmek yerine “Bu sorunu birlikte nasıl çözebiliriz?” yaklaşımının benimsenmesinin önemine vurgu yapan Prof. Dr. Tarhan, aile bireylerinin zaman zaman kendi beklentilerini, iletişim biçimlerini ve ilişkiye yaptıkları katkıyı da sorgulamaları gerektiğini ifade ediyor.
“Fırsat eğitimi” ile günlük hayat eğitime dönüşüyor
Kitabın temel kavramlarından biri olan “fırsat eğitimi”, günlük yaşamda karşılaşılan olayların çocukların eğitiminde doğal bir öğrenme aracına dönüştürülmesini ifade ediyor.
Prof. Dr. Tarhan, hız ve yoğunluk çağında çocuk eğitimini yalnızca uzun konuşmalar ve nasihatler üzerinden yürütmenin etkili olmayabileceğini belirterek, günlük hayatta karşılaşılan olayların değerler, sorumluluk, problem çözme ve karar verme becerilerini öğretmek için kullanılabileceğini söylüyor. Prof. Dr. Tarhan, “Sorunları fırsata dönüştürün!” diyor.
Seni seviyorum” demek kadar “Sen benim için değerlisin” mesajının verilmesi de önemli
Küresel ölçekte de geniş okur kitlesine ulaşan kitapta eşler arasındaki ilişkinin niteliği de ayrıntılı biçimde ele alınıyor.
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aile bağlarının güçlenmesinde sevginin vazgeçilmez olduğunu ancak sevginin yalnızca sözel olarak ifade edilmesinin yeterli olmadığını vurguluyor.
Eşlerden birinin hastalandığında ihtiyaçlarıyla ilgilenmek, zor zamanında yanında olmak, ekonomik veya duygusal krizlerde destek vermek, gerçekten dinlemek ve kişilik haklarına saygı göstermek; sevginin davranışa dönüşmüş biçimleri arasında sıralanıyor.
Prof. Dr. Tarhan’ın yaklaşımında aile içinde “Seni seviyorum” demek kadar davranışlarla “Sen benim için değerlisin” mesajının verilmesi de önem taşıyor.
Prof. Dr. Tarhan, “Sevginin oluşturduğu sıcak ilişkiler ailenin en kıymetli bağıdır.” diyerek sevginin şefkat, fedakârlık ve empatiyi de beslediğini ifade ediyor.
Ailenin en önemli sermayelerinden biri güven
Aile ilişkilerinin sürdürülebilirliği açısından sevginin yanında güvenin de bulunması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, aile bireylerinin düşüncelerini ifade ederken aşağılanmayacaklarını bilmelerinin, hata yaptıklarında kişiliklerinin hedef alınmayacağından emin olmalarının ve birbirlerinden zarar görmeyeceklerine güvenmelerinin önemini vurguluyor.
Açık ve dürüst iletişim, sadakat, verilen sözlerin tutulması ve davranışlarda tutarlılık ailede güven duygusunu güçlendiren temel unsurlar arasında yer alıyor.
Kitapta güvenli, kaygılı ve kaçıngan bağlanma biçimlerini değerlendirmeye yardımcı sorulara da yer verilirken, iyi ilişki kurma becerisinin öğrenilebilir ve geliştirilebilir olduğu belirtiliyor.
Ailede “ben” ve “biz” dengesi korunmalı
Sağlıklı aile yapısında bireyselliğin tamamen ortadan kaldırılmaması gerektiğini belirten Prof. Dr. Tarhan, kişinin hem ailesine ait olduğunu hissetmesinin hem de kendi kişisel alanını koruyabilmesinin önemli olduğunu söylüyor.
Aile içinde tek kişinin bütün kararları aldığı bir yapı yerine karşılıklı saygıya, ortak sorumluluğa ve iş birliğine dayalı bir ilişki biçimini öneren Tarhan, güçlü aileyi bireylerin kendi kişiliklerini korurken ortak değerler etrafında “biz” olabilmesiyle açıklıyor.
Aile kararlarında istişare kültürü önemli
Prof. Dr. Tarhan’ın aileyi bir arada tutan değerler arasında özellikle üzerinde durduğu kavramlardan biri de “meşveret”, yani istişare.
Aileyi ilgilendiren meselelerin karşılıklı konuşulması, eşlerin karar süreçlerinde birbirlerinin görüşünü dikkate alması ve çocukların da yaşlarına uygun konularda fikirlerinin sorulması, aile içindeki aidiyet duygusunu güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor.
Kararların tek taraflı alınması yerine konuşma ve müzakere kültürünün geliştirilmesinin, problemlerin çatışmaya dönüşmeden çözülmesine katkıda bulunabileceğine dikkat çekiliyor.
Adalet duygusu aile huzurunu doğrudan etkiliyor
Kitapta üzerinde durulan bir başka önemli kavram ise hakkaniyet.
Aile bireylerinin hak ve sorumlulukların adil biçimde paylaşıldığına inanmasının aile huzuru açısından önem taşıdığını ifade eden Tarhan, adaletin herkese her koşulda aynı davranmak anlamına gelmediğini belirtiyor.
Yaş, ihtiyaç ve sorumluluklara göre dengeli bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, özellikle çocukların kardeşleriyle sürekli kıyaslanmasının veya aile içinde belirgin ayrıcalıklar oluşturulmasının çocukların adalet algısını zedeleyebileceğini ifade ediyor.
Prof. Dr. Tarhan, aileyi bir arada tutan değerleri meşveret, eşitlik, özerklik, hakkaniyet, sevgi, saygı, güven ve paylaşımcılık başta olmak üzere maddi ve manevi kazanımlarla birlikte değerlendiriyor.
“Sihirli formüller aramak yerine zaman ayıracağız”
Prof. Dr. Nevzat Tarhan, aile yaşamını “sosyal entropi” kavramı üzerinden de değerlendiriyor.
Doğada dışarıdan müdahale edilmediğinde düzenin zamanla bozulma eğilimi gösterdiğini, benzer durumun aile ilişkileri için de geçerli olduğunu ifade eden Tarhan; ihmal edilen bir bahçenin yabani otlarla kaplanması gibi, aile ilişkilerinin de emek verilmediğinde kendiliğinden iyiye gitmeyeceğini belirtiyor.
Prof. Dr. Tarhan, “Sihirli formüller aramak yerine zaman ayıracağız. Demek ki işe veya eşyalara ayırdığımız zaman kadar eşimize ve çocuklarımıza da zaman ayıracağız.” ifadelerini kullanıyor.
Aile olmanın yalnızca aynı evde yaşamak anlamına gelmediğini vurgulayan Prof. Dr. Tarhan, güçlü aile bağları için duygusal temasın, karşılıklı ilginin ve birlikte geçirilen nitelikli zamanın korunması gerektiğine dikkat çekiyor.
Krizler doğru yönetilirse ilişkiyi güçlendirebilir
Aile içinde yaşanan krizlerin her zaman ilişkinin sona ermesi anlamına gelmediğini belirten Prof. Dr. Tarhan, doğru biçimde yönetilen krizlerin aile bireylerinin hem birbirlerini hem de ilişkideki sorunlu alanları daha iyi tanımalarına imkân sağlayabileceğini sözlerine ekliyor.
