Bilim ve tasavvuf Cakarta İstiklal Kültür Merkezinde konuşuldu…

10 - Eşitsizliklerin Azaltılması11 - Sürdürülebilir Şehirler ve Topluluklar12 - Sorumlu Üretim ve Tüketim16 - Barış Adalet ve Güçlü Kurumlar17 - Amaçlar İçin Ortaklıklar3 - Sağlıklı ve Kaliteli Yaşam

Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın Endonezya programı, ikinci gününde Cakarta’nın sembol mekânlarından İstiklal Kültür Merkezinde devam etti. “Beyin ve Ruh Arasında: Bir Psikiyatristin Gözünden Tasavvuf ve Ruh Sağlığı” başlıklı söyleşide Tarhan, tasavvufun sunduğu şifa reçetelerini bilimsel bir perspektifle sundu.

Kur’an-Kerim tilaveti ve sema gösterisi…

Cakarta’nın sembolü İstiklal Kültür Merkezindeki program Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. 

Ardından gerçekleştirilen sema gösterisi, katılımcıları binlerce kilometre öteden Anadolu’nun kalbine, Mevlâna’nın iklimine taşıdı. 

Açılışta eğitim ve kültür vurgusu

Programın açılış bölümünde, organizasyonun hayata geçirilmesinde büyük katkı sağlayan Edutolia Education CEO’su İbrahim Albayrak ve Üsküdar Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Daire Başkanı Dr. Peyman Jaferi birer konuşma gerçekleştirdi. 

Albayrak ve Jaferi, Türkiye ile Endonezya arasındaki eğitim köprülerinin sadece akademik değil, aynı zamanda kültürel ve manevi birer bağ olduğunun altını çizerek; Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın Cakarta ziyaretinin iki dost ülke arasındaki ilmi alışverişe sunduğu katkıdan duydukları memnuniyeti dile getirdiler.

İki kardeş ülke arasındaki manevi bağlar perçinleniyor 

Programda bir konuşma gerçekleştiren Cakarta Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri Dr. Abdülhamit Eşmeli ise İslam medeniyetinin temel taşlarından olan tasavvuf kültürünün, modern çağın getirdiği ruhsal sorunlara karşı güçlü sığınak olduğunu vurgulayarak, bu tür etkinliklerin iki kardeş ülke arasındaki manevi bağları perçinlediğini ifade etti. 

Selamlama konuşmalarının ardından Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın konuşmacı olarak yer aldığı “Beyin ve Ruh Arasında: Bir Psikiyatristin Gözünden Tasavvuf ve Ruh Sağlığı” başlıklı söyleşiye geçildi. 

Prof. Dr. Nevzat Tarhan, semadaki her figürün evrensel birer sembol olduğunu vurgulayarak; sağ elin yukarıda, sol elin aşağıda olmasının "Hak’tan alıp halka vermek" olduğunu, dervişin bu döngüde sadece bir aracı ve vesile olduğunu anlattı.

Modernizmin krizine tasavvufi çözüm

Konuşmasına modern dünyanın ruhsal çıkmazlarına değinerek başlayan Tarhan, son 40 yılda küresel ölçekte artan intihar, depresyon ve bağımlılık vakalarının temelinde "Haz odaklı yaşam felsefesinin" yattığını belirtti. Egoizmi yükselten bu anlayışı vücuttaki kanser hücresine benzeten Tarhan: "Kanser hücresi sınır tanımaz, yanındakini yutarak büyür ama sonunda hem bünyeyi hem de kendisini öldürür. Mevlâna’nın öğretileri ise insanı bu narsisizm tuzağından koruyan en güçlü kalkandır" dedi.

Modern insan tüketmeye ve haz almaya odaklı bir hayata hapsedildi

Modern çağın ruhsal pandemisi olarak nitelendirdiği “Kaliforniya Sendromu” na özel bir parantez açan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, Batı merkezli bu yaşam tarzının getirdiği tehlikelere dikkat çekti. Sendromun dört temel belirtisi olan hedonizm (hazcılık), narsisizm, yalnızlık ve mutsuzluk sarmalını analiz eden Tarhan, "Modern insan, Kaliforniya Sendromu ile birlikte sadece tüketmeye ve haz almaya odaklı bir hayata hapsedildi. Bu durum, bireyi kalabalıklar içinde derin bir yalnızlığa ve sonu gelmez bir anlam arayışına sürüklüyor" dedi. 

Tarhan, manevi değerlerin modern insan için önemli rehabilitasyon aracı olduğunu vurguladı.

Pozitif psikolojinin referansı: Mevlâna ve PERMA Modeli

Batı dünyasının son yıllarda "Mutluluk bilimi" olarak sunduğu Pozitif Psikoloji’nin aslında Mevlâna’nın metodolojisi olduğunu belirten Tarhan, PERMA modelini tasavvufi kavramlarla açıkladı. 

Pozitif Psikolojinin en son teorisi olan Seligman’ın PERMA Modeli’nde bulunan 5 maddenin tasavvufta bulunduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Tarhan, bu maddeleri şöyle açıkladı: “P harfi (positive emotion), E harfi (engagement), R harfi (relationships), M harfi (meaning) ve A harfi (accomplishment). Birinci madde; kişinin hayatında ilk başta pozitif algıyla hareket etmesi. Bu nedir? Tasavvufta insanlar aksini görmedikçe her insan dost olabilir diyor. Bu felsefenin aynısını alıp, pozitif psikolojide işlemişler. İkincisi kişinin mutlu olacağı işe angaje olması yani küçük şeylerden mutlu olma hali. Şükür kelimesinin karşılığı. Küçük şeylere şükredebilmek. Üçüncü madde ilişki kurmak, sosyal bağları güçlü tutmak, bu da tasavvuftaki dost insan kavramına karşılık geliyor. Tasavvufun özü sana yardım edecek dost mu arıyorsun, o çok az ama yardım edilecek dost arıyorsan o kadara çok var ki. İyilik yapmayı yöntem haline getirmek irfan öğretisinin felsefesi. Dördüncüsü anlamlılık, Her işe anlam kat. Tasavvuf kültürünün bir öğretisi de yaptığınız her işin anlamı var tebessüm etmek bile sadaka kabul ediliyor. Tebesümün bile sadaka kabul edildiği kültürü şu anda bilimsel olarak tanımlayabiliyoruz. Beşinci model ise başarının tadını almak. Küçük başarılardan haz almayı başarabilmek. Batı felsefesinin hep dafa fazla olmalı felsefesi burada sorgulanıyor. Perma’da bir madde eksik, gerçek mutluluk sadece bu dünyadaki mutlulukla mümkün olmaz ki, bu sadece bu dünyadaki mutluluğu hedefleyen bir felsefe ” dedi.

Hakikate giden dört basamak ve sahte şeyh uyarısı!

İmam-ı Rabbani ve İmam-ı Nakşibendi gibi büyük zatların öğretileri üzerinden hakikate ulaşma yolculuğunu özetleyen Tarhan; şeriat, tarikat, marifet ve hakikat mertebelerini anlattı. Bu zamanda en büyük tarikatın Peygamber Efendimiz’in sünnetine uymak olduğunu belirten Tarhan, dini ticari veya dünyevi menfaatlerine alet eden "sahte şeyhlere" karşı da toplumu uyardı.

Bilimsel verilerle sufi meditasyonu

Üsküdar Üniversitesi’nin beyin üzerindeki bilimsel çalışmalarına değinen Tarhan, maneviyatın nörobiyolojik etkilerini şu sözlerle aktardı: "Sufi meditasyonu ve zikir, beynin duygu regülasyon merkezi olan anterior singulat korteksi aktive ediyor. Allah’a güvenmek ve O’nunla bütünleşme hissi, beyinde dopamin ve serotonin salgılatarak depresyona karşı koruyucu bir etki sağlıyor."

Sadaka ekonomisi ve sosyal güven

Batı dünyasının "Sadaka ve yardımlaşmayı maliyet artırıcı" gördüğü kapitalist dönemden "Sosyal sorumluluk" aşamasına geçtiğini söyleyen Tarhan, İslamiyet’teki zekât ve sadaka kültürünün toplumsal güveni inşa ettiğini vurguladı. "Güvenin olduğu yerde barış, barışın olduğu yerde ise üretim ve huzur olur" diyerek tasavvufun toplumsal refah üzerindeki etkisine dikkat çekti.

Katılımcılardan gelen soruları da cevaplayan Prof. Dr. Nevzat Tarhan, tasavvuf ve psikoloji penceresinden kadın-erkek ilişkilerine ve beyin yapısındaki farklılıklara da dikkat çekici söylemlerde bulundu. 

Kadın ve erkek beyni: Farklılıklar ve tamamlayıcılık

İlişkilerde sağlıklı iletişimin temelinin biyolojik ve psikolojik farklılıkları anlamaktan geçtiğini belirten Prof. Dr. Nevzat Tarhan, kadın ve erkek beyninin işleyişine dair çarpıcı veriler paylaştı. Kadın beyninin duygusal zekâ ve empati odaklı "network" (ağ) yapısının, erkek beyninin ise daha çok sonuç odaklı ve "mantıksal" işleyişinin birbirini rakip değil, tamamlayıcı unsurlar olduğunu vurguladı. Tarhan, "Kadın ve erkek arasındaki ilişki, bir üstünlük yarışı değil, bir denge ve lütuf meselesidir. Modern dünyanın dayattığı çatışmacı modeller yerine, tasavvufun sunduğu 'şefkat ve meveddet' (sevgi) prensibi, beynin her iki lobunu da huzura kavuşturan tek yoldur" diyerek, aile içi huzurun anahtarının bu yaratılış farklarını kabul etmekten geçtiğini ifade etti.

Endonezyalılar 2. günde de Yazar Tarhan’a yoğun ilgi gösterdi

Programın sonunda Prof. Dr. Nevzat Tarhan, yoğun ilgi eşliğinde okurlarıyla buluştu. Endonezya diline çevrilen kitaplarını imzalamak isteyen Endonezyalı okurlar, Tarhan ile hatıra fotoğrafı çektirmek için uzun kuyruklar oluşturdu. 

Paylaş
Oluşturulma Tarihi04 Nisan 2026